SAVAŞIN EN AĞIR YÜZÜ

Yazımın başlığını “savaş ve kız çocukları” diye adlandıracaktım.
Ama savaştan herkes etkileniyor; en çok da kadınlar ve çocuklar
ABD ve İsrail’in ortaklaşa İran’a saldırısında kız çocuklarının
gittiği iki ilkokul bombalandı.
Çiğdem Toker’in 1 Mart tarihli yayınında aktardığına göre,
Amerikalı eski istihbarat subayı Scott Ritter ailelerin, Amerika’nın
diplomasisine güvenerek kızlarını okula gönderdiklerini söyledi.
Enkazın altında 100 kız çocuğunun olduğunu dile getirirken vicdani
bir sorgulama yaptı. Ancak yapılan bu vicdani sorgulama gerçeği
değiştirmiyor.
Savaşın hayatta kalan kadın ve çocuklara etkisi çok katmanlıdır.
Savaş esnasında evler yıkılır, kadın ve çocuklar göçe zorlanır.
Mülteci kamplarında güvenlik riski artar.
Tek başına kalan kadınlar daha savunmasız hale gelir.
Doğum hizmetleri aksar, gebe kadınlar risk altında kalır.
Hijyen ürünlerine erişim zorlaşır.
Kız çocuklar okuldan alınıp erken yaşta evlendirilir.
Ucuz iş gücü ve güvencesiz çalışma artar.
Tarım sekteye uğrar, açlık büyür.
Savaş, kadınların bedenine, emeğine ve özgürlüğüne doğrudan
müdahale eder.
Savaş yalnızca cephede değil evin içinde, sokakta, göç
yollarında da vardır.
Filistin, İran, Gazze ve Suriye gibi Ortadoğu ülkelerinde her gün
ölümler yaşanıyor.
Afganistan’da kadınların eğitime erişimi engelleniyor.

Suriye’de Lazkiye Valiliği tarafından kamuda kadınlara makyaj
yasağı getiriliyor.
Yine İran’da kadınlar eğitim hakkı ve özgürlükleri için eylem
yaparken kendi yönetimleri tarafından katlediliyor.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken, 1857’de New York’ta
greve giden 129 kadının yangında hayatını kaybettiğini hatırlıyoruz.
Aradan geçen yıllara rağmen kadınlar hala en büyük acıları çekiyor.
Kadınlar ve çocuklar ölürken,
Yakıt zamları mı konuşulmalı?
Halk yoksullaşır mı denmeli?
Altın yükselir mi diye sorulmalı?
Ülkemiz de savaşa girer mi kaygısına mı düşülmeli?
Bu sorularının sorulması bana çok incitici geliyor. İnsanlar
ölürken yakıt ve altın fiyatının derdine düşülmesini empati
yoksunluğu olarak görüyorum ve bunu sıradan bir gündem başlığı gibi
geçiştiremiyorum.
Hele bir de kız çocuğu çantasını sosyal medyada paylaşmak… Bu mu
duyarlılık? Üzülmek gerçekten bu mudur?
Dünya tarihi her gün yeniden yazılıyor. Parasal gücü elinde
bulunduran ülkeler savaşı kendilerine hak görür gibi davranıyor.
Maide suresi 32. ayette şöyle denir: ”Kim bir cana kıymamış ya da
yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir kimseyi öldürürse, bütün
insanları öldürmüş gibi olur.” der.
Mustafa Kemal Atatürk “Zorunlu olmadıkça savaş cinayettir.”
demiştir.
Dünya üzerindeki savaşların bitmesini diliyorum.
Ama ne yazık ki bitecek gibi durmuyor.
Sadece ölenlerin adı değişiyor, coğrafya değişiyor.

Değişmeyen tek şey, kadınların ve çocukların ödediği bedel
oluyor.
MUAZZEZ TOĞRUL