Ne mücadeleler verdik, Milli Nizam iktidar olsun diye, Yemedik, içmedik, giymedik, eğlenceye lüks tüketime, nefsi ihtiyaçlarımıza gem vurduk, tasarruf ettiğimiz para, vakit, akıl, cesaretimizi Milli nizam gelsin diye azar azar harcadık! 
 
Azar azar diyorum çünkü kolay gelmedik bu ikitdar günlerine.
Yıl 1991, Sultanbeyli'de Filiz verdi Milli Nizam hareketi, 1994'te bütün yurtta dal budak sardı hareketimiz.


Kimse inanamadı gelinen neticeye, İlahi adalet az yardım etmemişti bizlere, Türkiye yıllarca Rahmete muhtaç kalmış, susuzluklar, çöp dağları, grevler, lokavtlar.......!
Memleket Hiroşima gibi çaresiz kalmıştı, iş bilmeyen RANT peşinde, halkın payını ayırma akıllığını gösteremeyen, Sürüye dalmış kurt gibi tamamını yutmaya hevesli, köşebaşlarını tutmuşlardı.

Karanlık günler gitti Milli bildiğimiz kadrolar Rahmetle geldi, bereketle geldi, Refahla geldi, selametle geldi, faziletle geldi.
Vatandaş önce insan olduğunu anladı, birçok hakkının olduğunu keşfetti, hesap sormayı öğrendi, Çok güzel hareketlerdi bunlar, Rağbet oldu, ilgi oldu, tercih oldu.

Dün gülüp geçenler, Tövbekarlar, baştacı edildi. Kodomanlar, Dinazorlar, Liboşlar vs.
Akıbet geçmişlerine çevirdiler sahayı, Gene bitti avuçta, cepte olanlar.
Koyu libarellerin dahi elden çıkarmayı hayal bile edemediği neleri sattık savurduk, Kaldırım yaptık, Parklar yaptık, Bahçeler, Kültür merkezleri yaptık, sanatçılar yetiştirdik!,

Fabrika yapamadık, madenlerimizi biz açamadık, Petrolümüzü biz çıkaramadık, Milli ekonomimize sahip çıkamadık, el oldu gitti varlığımız.
Çocuklarımıza müspet ilim öğretemedik, akademisyen yetiştiremedik, Eğitimin içi boşaltı Balon gibi avucumuzda patladı, Boş gezen, birşey bilmez diplomalı mühendislerimizle övünür olduk.

İktidar herşeye hakim, Azgın mı azgın dalgalar yayıldı sahaya tusunami gibi götürdü elimizdekini, kucağımızdakini.
Kalmadı geriye onurumuzdan başka birşey derken, Derelerimiz, Vadilerimiz, madenlerimiz...

Deprem endişesi ile 10 milyon barınağın yenilenmesi geldi gündeme, inanmayanları inandırmak için bilhassa o binaları bize satanlar çıktı ortaya, Çürük yaptık, Sahte yaptık, ilk depremde yıkılacaklar  diye.
Şimdi yenisini, sağlamını yapacağız onları satın alacaksınız, paranız yoksa üstünü borçlanacaksınız, kaçış yok, Yüzlerce milyar var bu işin gerisinde.

İnsanımızı Aç bıraktık, İlimden, Bilimden, Ahlaktan, Gırtlaktan, Nefisten, Hukuktan, Demokrasiden.....!
Az Gittik, Uz Gittik, Dere tepe düşe kalka gittik............!  Nereye geldik?
Memnun olan varmı hayatından, Yarına güvenle bakan varmı aranızda,
Abdullah Gözaydın [email protected] 0535 7465548

Yılmaz Özdil Yazdı, nereye geldiğimizi Okuyalım....

Mesaj yağıyor. “N.Ç.’yi yaz!”
E peki.İffet”in kafasını taksinin penceresine kıstırıp tecavüz ettiler. Tıpkı, Müjde Ar’ın kafasını pencereye kıstırdıkları gibi.

Fatmagül”ü sıradan geçirdiler.
Hülya Avşar’ı sıradan geçirdikleri gibi.
Özlemişiz bi nevi.
*
“Öyle Bir Geçer Zaman ki”de Ali Kaptan’ın canı çekti, boynuzlayarak boşandığı Cemile’ye tecavüz etti, beş yaşındaki Osman’ın gözü önünde... Şerefsiz Ekber desen, şıllık Karolin’e  kitlerken, başını küvete çarptı, rahmetli oldu, hevesimiz kursağımızda kaldı!
*
“Bir Çocuk Sevdim”de henüz reşit olmamış liseli Mine’yi hamile bıraktılar. “Ay Tutulması”nda Kenan, Şebnem’in ırzına geçti. “Canan”ın ağzını tıkayıp, masaya yüzükoyun yatırarak becerdiler.
*
“Muhteşem Yüzyıl”ı dekoder’siz seyretmek mümkün ama, prezervatifsiz seyretmek mümkün değil.... Sümbül Ağa olmasa, Boncuk Ağa bile kaşla göz arasında Sadıka’yı hallediyordu, az daha.
*
“Yaprak Dökümü”ndeki damat sülaleyi dizdi; Önder Somer’in ilaçlı gazoz taktiğiyle baldızı filan bayılttı, zorla yatağa attı, sıra galiba kaymakam Ali Rıza Bey’e gelmişti ki... Allah’tan dizi bitti.
*
“Binbir Gece”de çocuğum hasta diyen anneye, kaç paraysa vereyim şekerim diyerek tecavüz etmişti hayırsever patron.
“Asmalı Konak”ta Seymen Ağa konağın sığıntısı kızcağıza giydirirken... “Hanımın Çiftliği”nde Muzaffer Bey boş vakitlerinde hizmetçi Gülizar’ı temizliyordu.
*
“Aşk-ı Memnu”da Behlül yengesini ütülerken... “Bihter’e kocası tecavüz edecek, azzz sonra” anonsu yapıldı, adeta sokağa çıkma yasağı ilan edildi, en başta benim valide, misafirlikleri bile iptal etti, tecavüz sahnesini kaçırmamak için!
*
(Rol icabı hadiseler o kadar gerçekçi ki... “Derin Sular” dizisindeki oğlan, rol arkadaşı kıza harbi harbi tecavüz ettiği iddiasıyla tutuklandı iyi mi, yargılanıyor!)
*
“Küçük Kadınlar”da Elif’e tecavüz ettiler. “Arka Sıradakiler”de Zehra’ya.
*
“Unutulmaz”da Melda’ya 8 saat tecavüz ettiler, çekimleri 8 saat sürdü, güya yayınlanmadı. Ancak, sahneler basına servis edildi, bütün detaylarıyla yayınlandı. “Unutulmaz”dı hakikaten.
*
“Menekşe ile Halil”in Menekşe’sine beklendi, beklendi, beklendi, tam Dünya Kadınlar Günü’nde tecavüz edildi...
O daha unutulmazdı.
*
Ucundan acık gösteriyorlar ama, sanırım “Kuzey”e de tecavüz etmişler mapusta!
*
(Yazının başını “kırmızı nokta”yla işaretleyip, “18 yaşından küçükler okumasın” notu koyacaktım. Sonra vazgeçtim. Biliyorum ki, o zaman daha çok okunacak. O yüzden koymadım.)
*
Netice itibariyle...
Böyle başa.
Böyle tarak.
Kalbinizi kırmak istemem ama, nefes bile almadan kim seyrediyor kardeşim bunları? Başka mevzu kalmamış gibi, cinsel suçlara reyting rekorları kırdırarak, kim daha fazla çekilsin diye teşvik ediyor?
Kim normalleştiriyor?
Irz’a rıza’yı kim gösteriyor?
Sırf Yargıtay mı?
 05 KASIM 2011 tarihli HÜRRİYET GAZETESİ  Yılmaz Özdil