Şüphesiz günümüzün en temel sorunlarından biri giderek artan boşanma davalarıdır.Peki, boşanma kökten çözüm mü? Çocuklar bu çaresiz kabullenişleri hak ediyor mu?
Boşanmaya giden, çoğu evlilik, gürültülü ve çekişmeli bir süreçten sonra ızdıraplı bir kopuşla biter. Ve bu kopuşla birlikte ezik ve incinmiş olan bir taraf mutlaka olur. Bu durumu hazmedemeyen anne veya baba kendi gururlarını kurtarmak veya istenilmemesinin bedelini kesinlikle diğer tarafa ödetmek ister.
İlk savaş velayet davasında başlar.Genelde babalar, annenin çocuklarına olan sevgisi ve bağlılığını bildiğinden; çocuğundan mahrum bırakmak ve onu bırakmanın bedelini ödetmek için kolları sıvar.Çoğu zaman bu savaştan galip de çıkar.Bu arada da bu yaşanlarının sebebinin aslında anneleri olduğunu aşılar durur.
Gelelim velayeti anneye verilen çocuklara. Araştırmalara gösteriyor ki, boşanmalarda en çok psikolojik sorun yaşayan taraf kadınlardır.Hele ki terk edilen ve istenmeyen tarafsa; vay bırakanın haline!
Kadınlık gururu incinmiş bir kadından daha tehlikeli bir varlık olmadığını biz kadınlar çok iyi biliriz. Kendi ruhunda açılan yaraların kabuk bağlaması gerekir, Çünkü yine başka bir kadının kurbanı olmuştur.Eski eşinin gözünde hiç bir değeri olmadığını bildiği için, değerli olan çocuklarını kullanır. "Babasının aslında ne kadar kötü ve karaktersiz bir adam olduğunu" anlatmaya başlayarak işe başlar. Kızgınlık/kırgınlıklarıyla baş edene kadar da bu süreç devam eder.
Çocuğun kişisel evriminde en önemli faktör olan tam aileye son veren ve tüm hayatını etkileyen bu olayda, peki ya çocuklar!
Baba anneyi, anne babayı kötülerken aslında çocuklarından neleri çaldıklarının farkındalar mı? Hayatta en çok güvendikleri ebeveynlerinin aslında bir yalan olduklarını yaşatarak, çocuktaki güven duygusuna nasıl bir darbe vurulduğunu, içsel dünyalarında tamiri imkansız depremlere neden olduklarının farkındalar mı?
Bir çocuğun hayattan tek beklentisi, başına bir şey geldiğinde; iki eli kanda olsa, mutlaka onun yanında olduğuna inanacağı bir anne ve babanın olduğunun farkındalar mı? Bu sancılı sürecin aslında çocukları dipsiz yalnızlıklara iterek, yanlış insanların kucağında , suça teşvik edilecek bir birey olmaya aday olduklarının farkındalar mı?
Annenin kızına babasını kötülerken, farklı arayışların koynuna ittiğini ve babasında kaybettiğini, aradığını anlayabilecek mi? Baba, anneyi kötülerken oğluna, ilerde önüne çıkacak tüm kadınlardan geçmişin öcünü alma derdinde olan ve hayatın tüm güzellilerini kaçıracak, sağlıksız bir bireyin daha mimarı olduğunun farkına varabilecek mi?
Yani demem o dur ki, bizler çocukların, kavgaların içinde büyümelerindense ayrı evlerde huzur içinde büyümeleri gibi bir savunmayla boşanırız. Ama kaç ebeveyn gerçekten sadece çocuklarının huzuru için bunu istiyor, ellerini vicdanlarına koyarak düşünmelerini istiyorum.
Ne çocuk doğurmakla anne olunuyor, ne de maddi tüm ihtiyaçların giderilmesiyle baba...Çocukların hissetmeye, dokunulmaya, anlaşılmaya ve sevilmeye ihtiyaçları var.
Bu süreçler yaşanırken arada kalan çocukların nasıl hırpalandığını düşünün, nasıl çiğ olgunlaştıklarını...O yüzdendir ki, bir anne ve baba, kanının son damlasına kadar ailesini kurtarmaya çalışmalıdır..Bizlerin yanlış tercihleri ve yaşam içindeki geç kalınmışlıklarımızın bedelini çocuklarımız ödememelidir.
Çocuklar bu hayata teslim ettiğimiz aynalardır. Aynaya bakacak yüzünüzün olması için, kendinizden önce çocuklarınızı sevin, vesselam..
Reyhan AYDIN