TÜMSİAD 8. Geleneksel İftar Programı Başbakanın Katılımıyla Gerçekleşti

TÜMSİAD 8. Geleneksel İftar Programı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Katılımıyla Haliç Kongre Merkezi’nde Gerçekleşti

TÜMSİAD 8. Geleneksel İftar Programı Başbakanın Katılımıyla Gerçekleşti
TÜMSİAD’ın gelenekselleşen iftar programı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Haliç Kongre Merkezinde gerçekleşti. Katılımın yoğun olduğu programa Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bakanlar, milletvekilleri, sanat, medya, spor, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları ile diplomasi temsilcileri ve TÜMSİAD üyeleri katılım gösterdi.

İftar programının açılış konuşmasını yapan TÜMSİAD Genel Başkanı Dr. Hasan Sert, “Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluş olan bu aya kavuştuğumuz için Cenab-ı Hakk’a şükrediyorum. Bildiğiniz gibi Ramazan ayı rahmet ayıdır, bereket ayıdır, kardeşlik, huzur, oruç, iyilik, zekat, yardım, mukabele ve Kur’an ayıdır. Allah hepimize Ramazan ayından gereği gibi istifade etmeyi ve tüm ömrümüzde bu güzellikleri yaşamayı nasip etsin” dedi.

Türkiye’deki 56 şubesinin çoğunda bu tür güzel organizasyonları diğer çalışmalarla birlikte hep beraber yaptıklarını, KOBİ’leri ve iş dünyasını güçlendirecek ve ülke ekonomisine katkı yapacak çalışmaların yanında bu tür manevi çalışmaların büyük bir motivasyon etkisi yaptığını ifade eden Sert, “TÜMSİAD olarak büyük projeler yapmayı ve ülkemiz için sorumluluklar üstlenmeyi bir görev edindik, bir taraftan yurt dışı gezilerimize devam ederken, diğer taraftan rutin çalışmalarımızı etkin bir şekilde yapmaya çalışıyoruz. Bu anlamda Sayın Başbakanım sizin de büyük destek verdiğiniz ve TÜMSİAD’ın çok başarılı bir şekilde organize ettiği, 1. Türkiye Sağlık Mezunları Kurultayı’nı başarılı şekilde gerçekleştirdik. Ayrıca 12 Eylül 2013 tarihinde yaklaşık 1,5 ay sonra İstanbul Kongre Merkezi’nde birincisini düzenleyeceğimiz TÜMSİAD Uluslararası 1. TÜMEXPO Genel Ticaret Fuarı’yla da ülkemizin ihracatına katkı yapmayı hedeflemekteyiz. Bu fuar projemize desteklerinden dolayı Ekonomi Bakanımız Zafer Çağlayan’a özellikle teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca TÜMEXPO Genel Ticaret Fuarı ile eş zamanlı olarak düzenleyecek olduğumuz 1. Uluslararası TÜMKOBİ Şurası ile de dünyanın ve Türkiye’nin önde gelen KOBİ Temsilcilerini, STK yöneticilerini, işadamlarını ve akademisyenlerini ağırlayacağız. 3 gün boyunca yabancı ülkelerden gelen misafirlerimizle Türkiye’deki ve dünyadaki KOBİ’lerin sorunları ve çözüm önerilerini de konuşacağız. KOBİ’lerin geliştirilmesi ve büyümesi için çalışmalar yapacağız” diye konuştu.

Türkiye’nin son zamanlarda yaşamış olduğu ve tarihe kara bir not olarak düşülecek olan Gezi Parkı, Kızılay Meydanı, Kuğulu Park Olayları’nı TÜMSİAD olarak tasvip etmediklerini defalarca açıkladıklarını belirten Sert, “Türkiye’nin önünde hedefleri oldukça, lider ülke olmaya doğru koştukça, sadece gezi parkı olayı değil, adı Gezi Parkı olmayan ama buna benzer olaylar hep olabilir. Eğer Türkiye kendisi için hayati önemi olan çözüm sürecini başlatmasaydı, 3. Boğaz Köprüsü’nün yapım imzasını atmasaydı, 3. Havaalanı Projesini gündeme getirmeseydi, nükleer santral yapım imzasını atmasaydı, Kanal İstanbul Projesine girmeseydi, ne Gezi Parkı eylemleri olurdu, ne de Kızılay Meydanı olayları olurdu. Ama Türkiye bu projeleri yaptıkça, bu tür eylemlerle de her zaman karşı karşıya kalabilecek demektir. Bizler de bunlara alışmak zorundayız. Hatta Fransız Radyosunda bir yorumcunun dediği gibi, “Eğer Türkiye Başbakanı ve Hükümeti 10 yıl daha Türkiye’de iktidarda kalırsa şunların yaşanması olasıdır demektir,

1. Eğer Erdoğan Başbakanlığa devam ederse, Türk lirası dünyanın en prestijli para biriminden biri olur.
2. Dünyada Petrol fiyatlarını belirleyen New York ve Londra’dan Sonra 3. Merkez Ceyhan olabilir.
3. İstanbul’da yapılacak 3. Havaalanı Ticari Havaalanı olarak Londra ve Frankfurt Havaalanlarını bitirebilir.
4. Kanal İstanbul Projesi şu an yürürlükte olan birçok ticari anlaşmayı geçersiz kılabilir” diyor.

Bu perspektiften olaylara bakıldığında, eğer Türkiye böyle büyük projeler yapmaya devam ederse, bu gezi parkı olaylarına benzer birçok olayın olabileceğini tahmin edebilmemiz gerekir” açıklamasını yaptı.

Sert, şöyle devam etti; “Sayın Başbakanım, TÜMSİAD üyeleri şunların farkındadır. Eğer siz ve Türkiye proje yapmaktan ve projelere imza atmaktan vazgeçerseniz, bu olayların olmayacağını düşünebiliriz. Ama siz ve Türkiye proje yapmaya devam ediniz. Bu olaylar da olacaksa olsun. Bu olayların hiç de önemi olmadığının artık milletimiz farkındadır. Ayrıca Türkiye’de tüm bu olumsuz çalışmaların tezgahlanmaya çalışıldığı bir dönemde, Avrupa TÜMSİAD’ ın Türkiye’nin imajını zedelemeye çalışanlara karşı dik duran ve Gezi Parkı eylemlerini protesto eden çalışmalarını huzurunuzda tebrik etmek istiyorum. Dolayısıyla Avrupa TÜMSİAD Başkanımıza, Almanya, Belçika, Hollanda, Danimarka, İsviçre, Avusturya, İsveç, Fransa TÜMSİAD Teşkilatlarına ve başkanlarına buradan teşekkür etmek istiyorum”.

Çözüm sürecinin Türkiye’nin son yüzyılda yakalamış olduğu en önemli ve tarihi bir fırsat olduğunu belirten, bu fırsatı heder etmenin kimseye fayda sağlamayacağını kaydeden Sert, “Tüm siyasi partiler ve herkes, çözümü nasıl sabote ederim psikolojisinden kurtulup çözüme nasıl katkı yapabilirim fikrine odaklanmalıdır. Şu zamanda özellikle BDP ve MHP’nin çözme yaklaşımcı tavırlarının önemi vardır” değerlendirmesini yaptı.

Anayasa yapım ve yazım sürecinin en kısa zamanda tamamlanması gerektiğini kaydeden Sert, “Artık bu gömlek bu vücuda dar gelmektedir. Ama burada da sorumluluk siyasi liderler ve onların düşünceleri ve tavırlarına bağlıdır. Bizim tarafımızdaki görüntü, halkımız Anayasayı istiyor ama bazı siyasiler bu işi kilitliyor gibi gözüküyor” dedi. Mısır olaylarının da demokrasiye darbe olarak nitelendirilmesi gerektiğini kaydeden Sert, “Mursi görevine iade edilmelidir” açıklamasını yaptı.

TÜMSİAD’ın hiçbir kadrolaşma peşinde olmadan, grupculuk ve hizipcilik yapmadan vites düşürmeden çalışmalarına devam ettiğini, edeceğini kaydeden Sert, “TÜMSİAD, KOBİ’lerin ve uluslararası ticaretin önünü açacak finans problemlerine çözüm olabilecek faizsiz bankacılık sisteminin devlet eliyle kurulmasını istemektedir ve beklemektedir” diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmada, TÜMSİAD’ın iftar yemeğinde olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ramazanın ülkeye ve millete hayırlar getirmesini Allah`tan niyaz eden Erdoğan, Mısır ve Suriye eksenli konuşmasında şunları kaydetti; "Ramazan-ı Şerife maalesef başta Suriye ve Mısır olmak üzere İslam coğrafyasının genelinde yine acı haberlerle, acı manzaralarla girmiştik. Ramazan barışın, dayanışmanın, kardeşliğin ve merhametin ayıdır. Ancak bazı ülkelerde ramazana rağmen kalplerin yumuşamadığına, zulmün hız kesmediğine, vahşetin hiç ivme kaybetmeden yükseldiğine şahit oluyoruz. İşte bugün İslam dünyası sahura hazırlanırken, Müslümanlar oruç için niyet ederlerken, Mısır`da bir katliam başlatıldı. Şu ana kadar 200`ün üzerinde Mısırlı şehit edildi, 4 bine yakın Mısırlı yaralandı. Öncelikle Mısır`da şehit edilen kardeşlerimize Rabbimden rahmet niyaz ediyorum. Rabbim, şehadetlerini mübarek eylesin diyorum. Mısır`daki şehitlerin tüm yakınlarına, dostlarına, kardeşlerine, Mısırlı kardeşlerimize buradan başsağlığı mesajlarımı yolluyorum" dedi.

Başbakan Erdoğan, Mısır`da seçilmiş hükümeti yok sayanların, halkın seçtiği hükümeti devirenlerin, şimdi bununla kalmadığını ve halkı da katletmeye başladığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Önce milli iradeyi katlettiler, şimdi milleti katlediyorlar. Çünkü şuna inanıyoruz; zalimler aynı zamanda korkaktırlar, zalimler mazlumlardan korkarlar. Mazlumun ahından korkarlar, yetim bıraktığı çocukların, dul bıraktıkları eşlerin ahlarından korkarlar. Ne yazık ki zalimler korktukça daha da zalimleşir, daha da gaddarlaşır, kendi halklarına karşı, mazlumlara karşı daha fazla baskı uygular, öylece yok olur giderler. Hayatları boyunca ülkelerinin ve milletlerinin düşmanlarına karşı onurlu tek bir tavır takınamayanların, kendi halklarına karşı güya kahraman kesilmesi, korkaklıktan, acziyetten, zalimlikten başka bir şey değildir. İşte bunların güçleri düşmana yetmez, bunların gücü sadece ve sadece kendi halklarına yeter. Bunlar sadece ve sadece kendi halklarına kükrer, kendi halklarına kahramanlık taslar, sadece kendi halklarını katlederler” ifadelerine yer verdi.

Erdoğan, Mısır halkının haftalardır darbeye karşı son derece onurlu bir direniş sergilediğini ifade ederek, "Onların elinde silah yoktu, onların elinde molotof yoktu. Onlar bütün bu olanlara karşı sabırla direniyorlardı. Cumhurbaşkanlarını istiyorlardı, seçilmiş olanları istiyorlardı" dedi.

Ortada askeri darbeyle iş başına gelenlerin bulunduğunu anlatan Erdoğan, şöyle konuştu: "Oradaki muhalifler hiç kimseye saldırmıyorlardı. Hiçbir şiddet eyleminin içine girmiyorlardı, hiçbir vandallığa, barbarlığa, yağmacılığa müsaade etmiyorlardı. Bizim ülkemizde olanların hiçbirisi Adeviyye`de yoktu. Bizim ülkemizde olanların hiçbir uygulaması, Kahire`de yoktu, İskenderiye`de yoktu. Ama bütün bunlara rağmen onların son derece vakur, ağırbaşlı, sağduyulu bir protestosu vardı. Haftalardır hem kendi ülkelerinin yöneticilerine, hem dünyaya çok net bir şey söylüyorlardı; `Tahrir Meydanı`na baktınız, bunu bahane olarak gördünüz, darbe yaptınız. İşte Adeviyye Meydanı, işte Nahda Meydanı, İşte Ramses Meydanı, işte Mısır`ın her şehrindeki milyonlarca insan, bu darbeden vazgeçin, bize Cumhurbaşkanımızı geri verin` diye haykırıyorlar” dedi.

Erdoğan, "Mısır`da milli irade katledilirken susanlar, millet katledilirken yine susuyorlar. Gazetelere ilan vererek Türkiye`ye en ağır hakaretler edenler şimdi neredesiniz" dedi. Mısır`daki katliama sessiz kalınmasına tepki gösteren Erdoğan, ` İstanbul`daki sokaktaki şiddet eylemlerini saatlerce yayınlayan BBC, CNN, diğer uluslararası medya, Mısır`da darbe yapıldı şimdi katliam yapılıyor. Bunu neden görmüyorsunuz? Neden saatlerce canlı yayınla dünyaya duyurmuyorsunuz? Çünkü işinize gelmiyor” açıklamasında bulundu.

Erdoğan konuşmasında “Mısır`da milli irade katledilirken susanlar, millet katledilirken yine susuyorlar. Hani nerede Avrupa, hani nerede Amerika? Nerede Avrupa değerleri? Sağa sola demokrasi dersi verenler, nerede demokrasi? Birleşmiş Milletler nerede? Türkiye`de polisin son derece haklı ve meşru şekilde kullandığı su ve biber gazı için yaygara koparanlar, Mısır`daki darbe karşısında, katliam karşısında neredeler? Gazetelere ilan vererek Türkiye`ye en ağır hakaretler edenler, Mısır`da bir gecede yüzlerce insan katledildi, şimdi neredesiniz, bunu neden görmüyorsunuz. İstanbul`daki sokaktaki şiddet eylemlerini saatlerce yayınlayan BBC, CNN, diğer uluslararası medya, Mısır`da darbe yapıldı şimdi katliam yapılıyor. Bunu neden görmüyorsunuz? Neden saatlerce canlı yayınla dünyaya duyurmuyorsunuz? Çünkü işinize gelmiyor. Biz emin adımlarla yolumuza devam ederiz. Çünkü bizim işimiz zulüm değil. Sizin zulmünüzü devam ettirmenize payende olamayız. Çünkü biz vicdanlara sesleniyoruz. Kalbi olanlara, insanlığa dair değerleri olanlara sesleniyoruz. Mısır`da artık bir an önce halkın iradesine saygı duyulmasını bekliyoruz. Mısır`ın askeri darbenin arka planında olanları iyi biliyoruz. Onların da kendilerine çeki düzen vermelerini istiyoruz. Darbeye karşı onurlu mücadele veren tüm kardeşlerimize İstanbul`un nadide merkezinden selamlar yolluyoruz” açıklamasında bulundu.

Mısır’daki olayların artık bitmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, “Kardeşlerim Allah Mısır halkının yanında olsun. Beni bugün üzen neydi biliyor musunuz? 200`den fazla kardeşleri ölürken, 5 bine yakın kardeşleri yaralanırken Tahrir Meydanı`nda havai fişekler atarak eğlenenler vardı. Türkiye her zaman Mısır`ın yanındadır, olmaya devam edecektir ama zalimlerin değil. Allah Mısır`ın mazlumlarına sabır versin diyorum” dedi.

Başbakan Erdoğan Somali`de düzenlenen ve 1 polisimiz şehit olduğu bombalı saldırıya da değindi. Erdoğan, “Bugün Somali`den de acı bir haber aldık. Türkiye Büyükelçiliği`nin ek binasına saldırı düzenlendi. Bir polisimiz şehit oldu, üç vatandaşımız da yaralandı. Bunu yapanlar da güya Müslüman. Neden yapıyor bunu oraya hizmet getirdiği için. Buradan başsağlığı diliyorum. Ambulans uçağımızı gönderdik, gerek şehidimizi, gerekse yaralılarımızı alıp dönecekler Bunu yapanlar da güya Müslüman. Neden yapıyor bunu, Türkiye oraya hizmet getirdiği için” dedi.

Türkiye Ekonomisi hakkında da değerlendirmelerde bulunan Başbakan Erdoğan “Hem Nisan ayı hem de Mayıs ayı Türkiye ekonomisinin en parlak dönemi oldu. 2012`de Belçika, İtalya, Yunanistan gibi ülkeler ciddi oranda daralma kaydederken biz büyüyoruz. Dünyada böyle bir daralma yaşanırken Türkiye ekonomisi yüzde 2,2 büyümeyle farklılığını ortaya koydu. Mayıs ayında çok daha büyük başarılara mazhar olduk. 14 Mayıs ayında IMF`ye son borç dilimimizi ödedik. Merkez Bankası rezervlerimizde, enflasyonda, işsizlikte, ihracatta Mayıs ayı son derece parlak geçti. Mayıs ayının son günlerinde ortaya çıkan, Haziran ayında da devam eden olaylar Türkiye`nin pek çok başarısı gibi ekonomideki başarılarını da doğrudan hedef aldı. Türkiye ekonomisi planlı bir saldırıyla hedef alındı. Hem içeriden hem dışarıdan çok ciddi bir tuzağın uygulamaya geçirildiğini gördük. Tüm saldırılara rağmen Türkiye ekonomisi bunlara prim vermemiş, yolunda emin adımlarla ilerlemeye devam etmiştir” dedi.

Katılımın oldukça yoğun olduğu program, tasavvufi müzik dinletisi ile sona erdi.

SİVİL HABER

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner309

banner225

banner209