'Özel yetkili mahkemeler kaldırılacak'

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ MİT ile ilgili düzenleme konusunda 'Yargıdan kaçırılan bir şey yok' dedi, özel yetkili mahkemelerin kaldırılacağını söyledi.

'Özel yetkili mahkemeler kaldırılacak'

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ''Biz 75 milyon insanımızı bir görüyoruz. Onlara cemaat gözüyle, tarikat gözüyle, STK gözüyle bakmıyoruz, bakmamız da yanlış olur. Ama toplumun içinde yaşayan insanlar kendilerini bir cemaate, bir tarikata, bir STK'ya başka bir şeye yakın görebilir. O da saygıya layık bir şeydir'' dedi.

Bozdağ, CNNTürk televizyonunun canlı yayınına katılarak gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ'un, hakkındaki dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca istenmesi ve yargılamanın Yüce Divan'da yapılması talebini reddetmesini nasıl değerlendirdiği sorusunu yanıtlayan Bozdağ, şöyle konuştu:

''Yargıtay Başsavcılığı müracaat üzerine bir karar verdi. O karar kamuoyunda tartışılacaktır. Anayasanın 145. maddesi devletin güvenliğini, anayasal düzeni ve bu düzenin işleyişine karşı işlendiği iddia olunan suçlarla ilgili davaların herhalde adli yargıda görüleceği hükmüne amirdir. Anayasada böyle bir hüküm var.

O yüzden savcılığın verdiği karar açısından anayasadaki bu hükümle beraber baktığınızda, isnat edilen suçlara baktığınızda o suçlar bu hüküm kapsamında görülen suçlar. O yüzden burasıyla öbürünü birbirine karıştırmamak gerekiyor. İkisi aynı şey değil.

Birisi göreviyle ilgili suçlardan bahsediyor. Anayasada diyor ki, 145. madde, orada askeri suçları tanımlıyor, askerlik hizmet ve göreviyle ilgili suçları tanımlıyor ve onun da istisnasını koyuyor.

O açıdan anayasanın 145. maddesiyle 148'i mutlaka birlikte değerlendirmek lazım. 145'deki bu cümle hem 148'in hem de 145'in kendisinin istisnasıdır.''   

Bozdağ, ''Katalog suçlarda bir izin mekanizması olacaksa bu devletin tüm üst bürokratları için olmalı mı olmamalı mı? Şahsi fikriniz nedir?'' sorusuna ise şu yanıtı verdi:

''Hayır. Ben katalog suçlarla ilgili bir izin mekanizmasının bütün herkesle alakalı olmasını ben kendi açımdan doğru görmem. Oradaki işin niteliğiyle alakalı. Oradaki düzenleme ve yapıyı birbirinden ayırmak lazım. Özel birtakım görevlerle ilgili ülkenin güvenliğiyle alakalı gerçekten stratejik birtakım görevlerle alakalı düşünülebilir.

Zaten bizim sistemimizde izin var. Pekçok devlet memurlarının izinsiz yargılandığı bir yapı yok. Katalog suçlarla ilgili bir istisna var. Onun dışında bir de Yolsuzlukla Mücadele Kanunun çerçevesinde bir istisna var.

Diğer konularla ilgili de stratejik birtakım görevlerde bulunanlarla ilgili bir izin sistemine ihtiyaç var. Zaten bu MİT Kanunu'nda var. 26. maddesi zaten görevin niteliğinden doğan suçlar veya görev sırasında işlendiği iddia olunan suçlarla ilgili takibat Başbakan'ın iznine bağlıdır diyor. Açık hüküm var''

Özel yetkili mahkemeler

''Özel yetkili mahkemeler ihtiyaç bittiğinde ortadan kalkar'' değerlendirmesinde bulunduğu hatırlatılarak, bu ihtiyacın ne zaman biteceği sorulan Bozdağ, bunu şimdiden öngörmenin mümkün olamadığını söyledi.

Dileğinin bu ihtiyacın hızla ortadan kalkması olduğunu, ancak bu durumun terör ve organize suç örgütleriyle mücadeleyle ilgili bir konu olduğunu belirten Bozdağ, özel yetkili mahkemelerin Ergenekon ve Balyoz gibi davalar için kurulmadığının altını çizerek, ''özel bir takım durumlar için kurulmuş mahkemeler'' olarak tanıtmanın yanlış olacağını söyledi.

Bekir Bozdağ, ''Bu son olayda hedef başbakan mıydı? Çünkü hep 'Hakan Fidan ifade vermeye gitseydi yetkiyi kimden aldığı sorulacaktı. Başbakan diyecekti.

Bunun ucu başbakana dokunacaktı' deniliyor. Bu iddiayı nasıl değerlendiriyorsunuz?'' şeklindeki soruya da ''Hayır. Muhalefet partileri, basında birtakım haberciler, yorumcular bu değerlendirmeleri yapıyor. Bu onların görüşleridir. Biz öyle görmüyoruz.

Yargı birtakım yerleri hedef alarak görev yapmaz. Yapması da fevkalade yanlış olur. Yargı kendi içerisinde yasalarla ilgili verilen görevleri yapıyor. Biz bunu sayın başbakana dönük bir hedef olarak görmüyoruz'' karşılığını verdi.

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner'in açıklamaları hatırlatılarak ''Ülkede bir erkler kavgası mı var?'' sorusunu da yanıtlayan Bozdağ, ''Türkiye'de erkler kavgası şu an itibarıyla yok. Dün de yok. Kurumlar arasında belli konularda farklı görüşler olabilir.

Bunu siz kavga olarak alırsanız o zaman herkesin aynı görüşte olduğu bir yapıyı arzu ediyorsunuz demektir. Bu kavga değil demokrasinin doğal bir sonucu...

Birileri böyle bir arzu içerisinde, karmaşa olsa diye temennisi olan çok var. Ama bu temenniler Türkiye'de çok yapıldı AK Parti iktidara geldiği günden bu yana. Ama netice almadı. Bundan sonra da almaz. Erkler arası kavga söz konusu değil. Farklı görüşler olmuş olabilir'' diye konuştu.

''Cemaatle AK Parti arasında kavga var mı?'' şeklindeki soruyu da yanıtlayan Bozdağ, şöyle konuştu:

''Bu konuyu herkes değerlendiriyor, çok şeyler de söylüyorlar. 'AK Parti ile şunların arasında kavga var, bunların arasında kavga var, kurumların arasında kavga var'. AK Parti ile herkes birilerini kavga ettirmek istiyor.

'Biz bunları bir türlü götüremiyoruz, bir türlü siyaseten bunların üstesinden gelemiyoruz, sandıkta da yenemiyoruz, biz bunları şunlarla kavgalı yapsak, bunlarla kavgalı yapsak'...

Müthiş bir kavga olsun diye dua eden grup var. Herkesle AK Parti'yi kavgalı göstermek isteyen bir grup var. Biz milletimizin önünde bir partiyiz.

Yüzde 50 bu milletten destek almış bir iktidarız. Kavga içerisinde olanların kurumlarla, toplumla, farklı görüşlerde olanlarla kavga içerisinde olanların böylesi bir toplumsal desteği bulmaları mümkün değil.''

Bozdağ, ''Cemaatle ilişkileriniz iyi mi?'' sorusunu yanıtlarken de ''Cemaatle, şunla, bunla... Onu basın değerlendiriyor. Biz 75 milyon insanımızı bir görüyoruz onlara cemaat gözüyle, tarikat gözüyle, STK gözüyle bakmıyoruz, bakmamız da yanlış olur.

Ama toplumun içinde yaşayan insanlar kendilerini bir cemaate, bir tarikata, bir STK'ya başka bir şeye yakın görebilir. O da saygıya layık bir şeydir. Biz politikalarımızı oluştururken kendi ilkelerimiz, kendi parti programımız çerçevesinde oluşturuyoruz.

Miletimizin önüne öyle çıkıyoruz. Birtakım hesaplarla iş yapmıyoruz. Birileri hesaplarla iş yapıyor, bu konularda da hesap yapıyor. 10 senedir diyorlar ama bir türlü temennileri gerçekleşmedi'' ifadelerini kullandı.

''Poliste ve yargıda bir cemaat yapılanmasının olup olmadığı''nın sorulması üzerine de Bozdağ, böyle bir şeyin mümkün olamayacağını söyledi. Ülkede herkesin eşit vatandaş olduğunu ve memuriyete giriş koşullarının da belli olduğunu vurgulayan Bozdağ, buna kimsenin müdahalede bulunamayacağını söyledi.

Ferhat Sarıkaya olayı

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ''Bugüne kadar pekçok soruşturmada, soruşturmanın gizliliği ihlal edilmedi mi? Pekçok davada iddianameler bile kabul edilmeden, deliller, bilgiler pekçok davada gazetelerde yayınlanmadı mı?

Başka savcılar hakkında belki soruşturmalar yapıldı ama soruşturmanın gizliliği ihlal edilmedi mi? Dolayısıyla baktığımızda başka savcılar, belki inceleme başlatılmadığı için kamuoyu tarafından bunu çelişki olarak görülmesine ne diyeceksiniz?'' sorusuna şu yanıtı verdi:

''Türkiye'de pekçok olaya baktığınızda pekçok kişi ikiye bölünüyor. Şöyle baktığımızda, işte Ferhat Sarıkaya olayı vardı. Bugün bu sorgulanıyor.

Bu soruları soranlar, kürsülerde konuşanlar Ferhat Sarıkaya ile ilgili hadiseler olduğu zaman neler söylüyorlardı? Ayakta alkışlamadıkları kalmıştı. Şimdi bugün başka şeyleri söylüyorlar. Bu, ikisi de esasen yanlış bir şey.

Soruşturmanın gizliliği esastır, bunu kim ihlal ederse etsin, bunu ihlal eden tespit edildiği takdirde bunun karşılığı ne ise onu görmesi lazım. Çünkü soruşturma sürerken kişiler nelerle suçlanıyor, buna dair deliller ne, cevaplar ne?

Kendisini savunma hakkı var. Bütün bunlar belli bir olgunluğa ulaşmadan dava açılacak noktaya gelene kadar tabii onunla ilgili süreler var, gizliliğin istisnaları var. Bütün bunlarla beraber değerlendirmek lazım.

Ben, dün başka davalarla ilgili soruşturma konuları piyasaya çıktığında ondan hiçbir zaman memnunluk duymadım. Kim, bir dosyanın içinde yer alan bir bilgiyi soruşturmanın gizliliği safhasında ortaya çıkıyorsa, orada bir şey vardır.

Ortaya çıkan şey, eğer dosyanın içinden de çıkıyorsa o zaman bunu sızdıran birileri var. Bu birileri kimse, bu davada varsa burada, başka davalarda varsa başka davalarda da eğer tespit edilirse o zaman onlarla ilgili de her türlü hukukun karşılığı ne ise onun yapılması herkes için de lazım.

Yani biz, 'filan dosyada bunlar sızdırıldı, sızdıranlar iyi yaptı' demedik, dememiz de mümkün değil, çünkü hukukun koyduğu kural bütün davalar için geçerlidir. O zaman da sızdırma yapıldığında veya başka şeyler yapıldığında biz hiçbir zaman; 'çok iyi oldu, bunlar sızdırılıyor, iyi oluyor' demedik.

Benim de yok, başka arkadaşlarımın da bu yönde açıklaması yok. Çünkü soruşturmanın gizliliğini ihlal, ister soruşturmayı yürüten yargı görevlileri tarafından veya onların emrinde çalışanlar tarafından, isterse yargı görevi yapanlara yardımcı olan adli kolluk tarafından yapılsın, kim tarafından yapılırsa yapılsın yanlıştır, hukuka aykırıdır.

Bunun himayesi, bunun savunulması düşünülemez. Biz bu konuda dün de aynı noktadayız, bugün de aynı noktadayız. Hiçbir şeyimiz yok. Bu konuda savcıyla ilgili inceleme başlatılması da bizim tasarrufumuz değil, HSYK'nın tasarrufudur. Savcının soruşturmadan el çektirilmesi, başka soruşturmalarda görevlendirilmesi de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı bir şey...''

''Operasyoncular, diyalogcular''

Bozdağ, ''Oslo görüşmelerine kim karar verdi? Sadece hükümet, siyaset mi? Yoksa bu konu MGK'da ele alınmış bir devlet kararı mı?'' sorusunu ''Ben yeni hükümet döneminde biliyorsunuz göreve aldım. Onunla ilgili bir bilgim yok'' diye yanıtladı.

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, ''MİT içinde 'diyalogcular' ve 'operasyoncular'dan söz ediliyor. Bu devlet içinde Kürt sorununun çözümünde iki farklı kanattan söz ediliyor. Bir iddiaya göre başbakanın nisan ayında bir çözüm hamlesi başlatacağı ve bununla da bu hamlenin engelleneceği ifade ediliyor. Hükümetin böyle bir çözüm hamlesi var mıydı? Siz devletin içinde 'operasyoncular' ve 'diyalogcular' şeklinde iki kanat olduğunu düşünüyor musunuz?'' sorusu üzerine de şunları söyledi:

''Şimdi tabii rivayet çok... Rivayet muhtelif diyorlar ve gazetelerde yazandan, rivayetlerden hareketle yorumlar yaparsak, kimse evinin yolunu bulamaz. Bu olaylar üzerine komplo teorileri ortaya çıkarıldı ki o kadar da teorilerin hepsi kendi içerisinde işte tutarlı bir şekilde izah yapılır ki, bir bakıyorsunuz diyelim bir teoriye, 'aa olabilir' diyor insanlar okuyor, öbürünü okuyor 'bu da olabilir', diğerini okuyor 'bu da olabilir mi'... O zaman biz bu kadar komplo teorilerine inanırsak, rivayetlere göre hareket edersek, evin yolunu bulamayız.

Hükümet komplo teorilerine göre, rivayetlere göre, ortaya çıkan dedikodulara göre hareket etmez, etmesi de mümkün değil. Hükümet gerçek bilgiye göre hareket eder, çünkü gerçek bilgiye ulaşma imkanı hükümetin elinde her zaman vardır.

Bu gerçek bilgi ne ise onunla ilgili veriler ne ise ona bakar, ona göre alınması gereken tedbir varsa onu alır, atılması gereken adım varsa onu atar ve gerçek bilgiler üzerine, gerçekler üzerine politikaları kor. Bunların hepsi senaryo, senaryo üzerine yorum yapmak da politika yapmak da Türkiye'nin hayrına değildir.''

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, MİT Kanunu'ndaki değişiklik teklifine ilişkin olarak ''Bu düzenlemeler yapıldığı takdirde ortaya çıkan durum kişiye özel değil. Yargıdan kaçırılan bir şey yok'' dedi.

CNN Türk'te gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Bozdağ, ''MİT Kanunu'ndaki değişiklik teklifinin özel yetkili mahkemenin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yakın isimlere yöneldiği için verildiği'' şeklindeki eleştirilerin hatırlatılması üzerine, düzenlemenin bu amaçla yapılmadığını ifade etti.

Eleştirilerin siyasiler tarafından yapıldığını, siyasilerin bu durumu manipüle edici yaklaşım sergilediğini söyleyen Bozdağ, MİT'in, ülkenin güvenliği için gerekli istihbaratın içte ve dışta toplanması için çok önemli bir görev ifa ettiğine dikkati çekti.

Bozdağ, ''Bu faaliyete ülkenin güvenliği, huzuru, alacağı tedbirler açısından ihtiyacı var'' dedi. Bu kadar önemli bir kurumla ilgili soruşturma yapılırken özen ve hassasiyet gösterilmesi gerektiğine ilişkin düzenlemeler olduğuna işaret eden Bozdağ, bu hassasiyetin gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

''Benzer tehlike askerler için yok mu? Aynı hassasiyet askerler için neden gösterilmiyor?'' yorumlarının hatırlatılması üzerine Bozdağ, ''İki soruşturma birbirinden ayrı şeyler. Ergenekon anayasal düzene, yani hükümet ve meclise karşı birtakım suç isnatları var.

Ülkenin güvenliğiyle ilgili bir şey değil o. Ülkenin içerideki ve dışarıdaki güvenliğiyle ilgili konuyla bunu yan yana koyduğunuzda o ayrı ayrı noktalarda değerlendirilmesi gereken bir husus. Mevzuatları da ayrı. İsnat edilen konular farklı. MİT Kanunu özel bir kanun.

Onun içindeki hüküm birbirinden farklı. Öte yandan anayasa 145'te devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenecek suçlarda herhalde adli yargının görevli olduğunu ifade eden çok açık hüküm var'' diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu düzenlemeler yapıldığı takdirde ortaya çıkan durum kişiye özel değil. Yapılan düzenleme genel ve soyut bir düzenleme. Dolayısıyla kapsam içinde olanları kapsayacak bir düzenlemedir.

Yani bu düzenlemelerden sonra ortaya çıkan durumda herkes şunu söylüyor; 'Yargıdan kaçırılıyor, işin üstü örtülüyor'. Yargıdan kaçırılan bir şey yok. Başbakana konu geldiğinde başbakan izin verdi veya vermedi.

İzin verme ve vermeme kararı, genel hükümler çerçevesinde idari yargının denetimine tabi. Her halükarda izin verme ya da vermemeden memnun olmayanların bu kararı yargıya taşıma hakları, imkanları var.

Başbakanın kararı nihai karar olsa, yargı denetimi olmasa o zaman şöyledir, böyledir diyenlere 'Olabilir mi?' denebilir. Burada başbakan kararı yargı kararı değil. Yargıya açık. İzin sisteminde son söz yargıya aittir.''

''Kılıçdaroğlu kendi kimliğini tarif etti''

Yetkinin kötüye kullanılmasında bir boşluk olup olmadığının ve ''Başbakana çete kurma yetkisi verildiği'' şeklindeki ithamın sorulması üzerine de, Bozdağ, ''Ana muhalefet lideri maalesef hakaret etmeden, küfürlü cümle kurmadan konuşmayı beceremiyor.

Dün grup konuşmasında başbakana, TBMM başkanına, bana, birçok arkadaşımıza karşı bir ana muhalefet liderine yakışmayacak üslupta cevaplar veriyor.

Üretecek fikri, söyleyecek düşüncesi olmayınca, acziyet olunca cehaletini gizlemek için hakarete ve başka şeylere başvuruyor. Maalesef sayın Kılıçdaroğlu, dün konuşmasında kendi kişiliğini, kimliğini tarif etti. O açıdan üzüldüm'' diye konuştu.

AK Parti iktidarından önce çete ve mafya liderlerinin her gün gazetelerin manşetlerinde, partilerin kongrelerinde olduğunu, bu yapılarla Başbakan Erdoğan ve onun başında olduğu hükümetlerin mücadele ettiğini belirten Bozdağ, ''Ömrü çetelerle mücadeleyle geçmiş ve bu mücadelede mesafe almış bir lideri ki, bunu bütün Türkiye görüyor, takip ediyor, çete kurmakla suçlamak, kuracak diye itham etmek iftiraların en büyüğüdür'' dedi.

Kılıçdaroğlu'nun, sözlerini çarpıtarak kendisine de ''Bakanlar Kuruluna girmek için hangi suçu işledin?'' diye sorduğunu kaydeden Bozdağ, Bakanlar Kurulunu çete olarak suçlamanın siyasi ahlaktan yoksun bir anlayışı temsil ettiğini söyledi.

Bozdağ, ''Kendi ülkesinin başbakanını böyle itham edebilir mi? İftira atıyor. Hükümetin yaptıkları ortada, Başbakanın mücadelesi ortada. Çetelerin arkasında duran kim? Onu da Türkiye biliyor.

'Nerede bu Ergenekon, gösterin üye olayım' diyenin kim olduğunu da Türkiye biliyor. Çetelerle mücadeleyi kimin yaptığını da gayet iyi biliyor. Ne sayın başbakanımız ne de herhangi bir başbakana çete kurmayı ben yakıştırmam. Ayıptır'' diye konuştu.

''Himaye edelim diyen kimse yok''

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ''KCK, MİT gözetiminde oluşumunu tamamladı, devlet Öcalan'a özgürlük sözü verdi, örgütün yönetilmesine aracılık etti'' şeklindeki iddialar ve bazı yazarların ''Devlette devlet adına çalışırken yanlış yapanlar olabilir'' yorumlarına ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı:

''Onunla hiç özdeşleştirmesinler. Bugün kışlalarda kazılar yapılıyor ve kemikler ortaya çıkarılıyorsa, yıllar yılı konuşulmayan faili meçhuller ve başka pekçok hadise konuşuluyor ve onların üzerine gidiliyorsa, bu Susurluk anlayışına sahip olan bir iktidarın yapacağı iş değil. Tam da onun karşısındaki anlayışın hayata geçireceği şeydir.

AK Parti bütün karanlık odakların, çetelerin, mafyaların, hukuk dışı yapılanmaların karşısındadır. Böyle şeyleri bizim himaye etmemiz mümkün değildir, hukuk neyse onun gereği yapılır.''

Her kurumun içinde eksik ya da yanlış yapanlar olabileceğine işaret eden Bozdağ, ''Bunları himaye eden kimse de yok. Yani eğer istihbarat örgütünün üyesi, istihbarat mensubu herhangi bir kişi terör örgütünün eylemlerine iştirak etmiş, terör örgütüyle işbirliği yapmış, devletin, ülkenin aleyhine bir faaliyette bulunmuşsa bunu himaye edelim diyen kimse yok. Hükümette de kimse yok. Sayın başbakan da böyle bir şey demiyor, biz de'' dedi.

Böyle bir durumda izlenecek yolun belli olduğuna, bir istihbarat mensubunun terör örgütüyle işbirliği yaptığına ilişkin iddialar ve bununla ilgili deliller olması halinde bunların ilgili makamlara ulaştırılması gerektiğine işaret eden Bozdağ, bunlar değerlendirildikten sonra ''bu görev sınırı içindedir ya da değildir'' diye bir sonuca ulaşılacağını kaydetti.

''Bu düzenlemeyi yapmak soruşturmaları engellemek, suçların üzerini örtmek değil. Çünkü bu düzenleme bugüne kadar zaten var, yeni bir şey değil'' diyen Bozdağ, bugün yorum konusunda bir farklılık olduğunu, hukukçuların bile uygulaması konusunda tereddüt ettiği ve tartışma yaşadığı bir konuda bu tartışmaları ortadan kaldıracak, sürecin sağlıklı işlemesine, yetki kargaşasının ortadan kalkmasına yardımcı olacak bir düzenleme yapmanın doğru olduğunu ifade etti.

Bekir Bozdağ, özel yetkili mahkemelerle ilgili herhangi bir düzenleme yapılıp yapılmayacağına ilişkin soruyu yanıtlarken de şöyle konuştu:

''Özel görevli mahkemeler Türkiye'de olmazsa olmaz şeyler değil. Bunları savunan bir yaklaşımı da ortaya koymuyoruz ama Türkiye'nin ihtiyaçları, terörle devam eden mücadele, organize suç örgütleri ve başka organize yapılar nedeniyle böyle bir mahkemeye ihtiyaç duyulmuş geçmişten beri ve bu ihtiyaç varlığını sürdürüyor.

Başka ülkelerde de bu var, benzer soruşturma ve kovuşturma yetkileri olan özel görevli mahkemeler var. İhtiyaç kalktığında bu da kalkabilir ama bu demek değil ki bu mahkemelerden hiç şikayetimiz yok, eleştirimiz yok.

Herkes gibi ben de eleştiriyorum ve hukuk devleti açısından bu mahkemelerin kalıcı mahkemeler olmaması gerektiğini de her zaman ifade ediyoruz.''


SİVİL HABER

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner309

banner225

banner209