Gündem olanlar, gündeme getirilenler ve kamuoyunun gözünden kaçırırcasına gündemden düşürülenlere bir göz atalım.
Bir yıla yakındır bir “Arap baharı esti” kasırga misali yıkıp döktü kimse ne olduğunu anlayamadan on binlerce Müslüman kanı aktı, yüz binlerce Müslüman sakat kaldı, milyarlarca dolar Müslüman ülkelerin ekonomileri zarara uğratıldı, Liderleri işkenceler maruz kaldı, hunharca öldürüldüler... Bizler de yataklarımızda mışıl mışıl uyuduk narkozun etkisiyle…
Oysa ne diyordu inancımız, liderimiz, rehberimiz, Efendimiz Muhammed Mustafa Sellahu aleyhi ve selem; “(Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, yardım eder.) [Buhari, Müslim]” buyuruyor.
Bir kardeşin diğer kardeşini sevmemesi َdüşünülemez; çünkü “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de kâmil mümin olamazsız. Size bir şey söyleyeyim onu yaptığınız takdirde birbirinizi seversiniz. Aranızda selamı yayınız” buyuruyor.
Yine Peygamberimiz Efendimiz Sellahu aleyhi ve selem; “Sizden biriniz kendisi için sevip arzu ettiği şeyi din kardeşi için de sevip arzu etmedikçe gerçek anlamda iman etmiş olmaz.” (Buhârî, Îmân 7) buyuruyor.
Hiç bir şeyi bilmezsek, yaşamasak bile bu iki hadisi şerife kulak verirsek dünyayı daha farklı göreceğiz, olayları daha farklı yorumlayacağız. Ayeti Kerimeleri, hadisi şerifleri sıralamaya kalkacak olursak buna ne haddimiz ne de halimiz müsait değildir…
Bir an olsun bu pencereden bakalım; dünyada neler oluyor? Müslüman kanını kimler ne için akıtıyor?
Tüm bu vahşetler, zulümler gözlerimizin önünde cereyan ederken bizler neler yapıyoruz ya da neler yapabiliriz? Müslümanların birlik olması, tek yürek tek bilek olması mümkün değil mi?
Bu sorunlardan kurtulmayı ve çıkış yollarını ileriki yazılarımızda detaylıca işleyeceğiz inşallah.
Gelelim ülkemizdeki gündeme. Ülkemizdeki gündem, dünya gündeminden çok daha hızlı ve anlık gelişmeler gösteriyor. Çünkü bizler anlık hesaplar yapıyor, kısa vadeli programların etrafında dolaşırken, elin gâvuru elli yıllık, yüz yıllık hatta binyıllık planlar çerçevesinde hareket ediyor. Bizler de; bu anlık gelişmeler karşısında ne tepkimizi gösterebiliyor ne de planlarımızı uygulayabiliyoruz.
Terörle üzüldük! Fidanlarımızı şehit verdik vatanımıza… Yüreklerimizi dağlayarak… Ve ardından Van’da sallandık ansızın bir depremle; sahipsiz kalmış, katil binaların enkazında canlar verdik. Hiç ders almayarak geçmiş hatalarımızdan nice ümitlerimizi, geleceğimiz gençlerimizi, öğretmenlerimizi ve ülkemizin cefakâr insanını kurban verdik mümbit Anadolu’nun bağrına. Sakatlar ordumuzu artırdık hüzünlerimiz, gözyaşlarımız ve dualarımızla.
Her büyük depremin ardından bir bedelli askerlik ümidi doğdu ufuktan…
Başbakanın, daha önceleri şiddetle karşı çıktığı; memleketimizi adeta her iline şehit cenazeleri giderken, askerlerimiz sakat kalırken; şehit ve gazi yakınlarına ve gazilerimize bunu nasıl izah ederiz söylemi unutulmuşçasına yeni gündemler hazırlandı. Kamuoyu oluşturularak bedelli askerlik yasası hazırlandı ve Cumhurbaşkanı da onayından geçerek yürürlüğe girdi ve bir gündemi daha eritmiş olduk sınır dışı askeri içteki KCK operasyonlarıyla…
Ardından üzücü bir olay daha; Başbakanımız R. Tayyip Erdoğan rahatsızlandı. Başarılı bir ameliyatın ardından evine dinlenmeye çekildi ve ülke gündemini evinden takip etti ediyor derken, Başbakanın sağlık sorunları ve ameliyatı ile zirve yapan gündemimiz, bütçe görüşmeleriyle hızlandı, sporda şiddeti önleme (sonraki adı şike) yasası kaşla göz arasında Meclisten ikinci kez geçirilerek adeta bir ameliyatta mecliste gerçekleştirildi…
Tam da gündem sıkıntısı çekeceğiz derken; Cübbeli Ahmet Hoca (Ahmet Mahmut Ünlü) ile gündem yeniden kızıştırıldı. Cübbeli Ahmet Hoca’nın böyle bir senaryoya kurban gidebileceğini kendisi defalarca dile getirmiş, bu konuda kamuoyunu uyanık olmaya ve iftiralara karşı duyarlı olmaya çağırmıştı. Kendisi, haklarında reddiyeler yazdığı diyalogcular, sahte Mehdi ve sahte Hilafet tezgâhçılarının tezgâhında hazırlanmış bir senaryo ile susturulabileceğini ve her zaman konuşmaması yönünde kendisine baskıların geldiğini dile getiriyordu. Ama emin olun, o da kendisine böyle bir tezgâhın yapılabileceğini aklına getirmemiştir sanırım.
Bu ülkenin şuurlu Müslümanlarına, ehlisünnet çizgisinde yaşamaya ve anlatmaya çalışan âlimlerine karşı bu türden karalamalar ve kampanyalar geçmişte de oldu, gelecekte de olacak.
Şuurlu Müslüman her zaman mazlumdan yana olacak; nerde nasıl duracağını bilecektir bilmelidir.
Yoğun iç ve dış gündem bombardımanı altında beyinlerimiz ve reflekslerimizi zinde tutmalıyız. Bütün Müslümanların, ülkemizin birlik ve beraberliği için her zamankinden dah fazla gayret sarf etmeliyiz, suni gündemlere takılıp gerçek gündemimizi unutmamalıyız.
Yiğitler bir defa ölür; korkalar her gün…
Unutulmamalı ki Allah yolunda ölümü yenenleri hiçbir güç yenemez…
Selam ve dua ile
YORUMLAR
H.DEMİREL 15-12-2011, 15:07:03
Burası Türkiye ve bizim vatanımız konum bakımından,zenginlik acısından ve topraklarımızda ki bolluk bereket sayesinde gerçekten gündemimizin akışını takip etmekte bizler bile yorulurken uğraşanlara ALLAH'u teala yardım etsin, yanlış kararlara imza atmalarına izin vermesin inşallah.Biz müslüman bir ülkeyiz ve dinimize de vatanımıza da sahip çıkmayı bi şekilde öğrensek iyi olur artık...Bu kadar güzel vurgularla kaleme aldıgınız gündemimizi ve sizi takip etmeye devam edeceğiz elinize sağlık.
/* Teşekkür edrim. Elinize yüreğinize sağlık */
Talip 17-12-2011, 02:22:54
Ellerinize sağlık toplumlar nasıl algı yanılmasına itildiğini güzel bir dille alatmışsınız.
ismal_hakk_ozdemir@ 17-12-2011, 12:24:05
cubbelı hoca uşkuru ve kadın komplosundan değıl; tarıkatlar arası rant kavgasından ılerı gelmekte. ibranı uyruklu ıktıdar ışbırlıkcısı şarlatan tarıkat şehı oporasyonu ıktıdarı kullanarak gerçekleştırmıştır. ibranı uşağı şarlatan şeh kendı onune çıkan rakıplerının hepsını beteraf etmekıçın çeşıtlı entrıkalarla aforoz ettırmıştır. Dalan onune bır engeldı Ergenokoncu yaptılar, Mehmet Haberal keza eğıtımde ve sağlıkta tarıkat şehımızın bır engeldı ergenekoncu yaptılar.