Günün değil; saatlerin, dakikaların, saniyelerin, anların bile yerine
göre çok büyük önemi vardır.
Bir futbol maçında dakikaların anlamı çok büyüktür.
Yüzmede mesela saniyeler çok önemlidir.
Kalp krizi geçiren birisi için anlar bile çok önemlidir.
Derdim bunlar değil tabii ki de şu yaz tatilinde günlerin ne kadar
kıymetli olduğunu fark ettim, sizinle de günler üzerine konuşmak
istedim.
Günü nasıl algılıyor, nasıl yaşıyoruz?
İnsan gün ile bütün; gün olmadan insan olmaz, çünkü insanın var
olması için günün var olması elzem…
İyi de bu günler binlerce yıl öncesine göre yaşanmıyor, bugünün
koşullarına göre yaşanıyor.
Ölümler, doğumlar, özel günler sosyal medyadan…
Tebrikler, iyi niyet temennileri, başsağlıkları, kutlamalar…
Sonuçta teknolojiler, sosyal ilişkileri daha doğrusu sosyal yaşamı
belirliyor.
İnsanlar var olan teknolojiye göre yaşam tarzlarını şekillendiriyor.
Hatırlar mısınız; bir zamanlar bu iyi niyet temennileri, kutlamalar,
başsağlıkları telefondan yapılmaya başlandığında, insanlar ne çok
tepki göstermiş, “öyle şey olur mu!” demişlerdi.
Şimdilerde sosyal medyadan tüm bunlar…
Yarın nasıl bir iletişim kanalı ile karşılaşılacak bilemiyorum.
Gelenekçiler; geriye dönüş umudunu taze tutsunlar ama nafile…
Hayat devam ediyor.
İnsanlar kendi dünyalarında yaşayıp gidiyorlar.
Ne kadar da teknolojik gelişmeler düşünce yapımızı, sosyal
ilişkilerimizi değiştirse de insan yine de insan…
Acı, sevinç, üzüntü, gülmek, ağlamak insani…
Daha doğrusu canlı olmanın belirtisi…
İyi de insan bu duyguları ne kadar hissediyor ya da ne kadar yaşıyor?
Sosyal medyadaki ölümleri, sevinçleri izleyip geçiyoruz.
Umurumuzda olmuyor.
Bakıp geçmek!
Aynen öyle yapıyoruz.
İçimizde bir şeyler depreşiyor, o kadar…
Gün işte…
An içinde seviniyor, an içinde de üzülüyoruz, an içinde başka alemlere
dalıyoruz.
İnsanoğlu…
Neyi ne kadar dert ettiğimizin bir önemi yok, gün içinde zaman akıp
gidiyor; sadece zamanı yaşıyoruz.
Hepsi bu...
Zamanı durdurmak, sabitlemek gibi bir gücümüz yok.
Zamana tabiyiz…
Bazıları diyor ya, “İyi ki ölümlü dünya yoksa insanlar kudururdu.”
Öyle düşünenlerden hiç değilim, sonsuz bir yaşam olsaydı, insanlar
ona göre de bir yaşam tuttururdu.
Günü dert ediyorum kendime, çoğu “dert ettiğin şey bak!” diyordur.
Haksız da sayılmazlar…
Haftalar, aylar, yıllar günlerden oluşuyor.
Günün değerini bilmek gerekmez mi?
Benimkisi tatil soruları…
Günün çalışma temposunda şu dert ettiğimin “gün” meselesi aklıma
hiç gelmiyor, aklımın ucundan bile geçmiyor.
Günü bırakın, günün bitmesini iple çekiyor; eve yorgun bedenimi
atmak için saatleri sayıyorum.
Hafta sonuna kavuşmak özlemi ile yanıp tutuşuyorum.
Yetmez, yaz bir an önce gelsin, yıllık izine çıkayım, derdine
düşüyorum.
Gün nerede anlam buluyor, derseniz; sanrım sakin kafa ile
düşündüğünüz zaman.
Gün ve günler aslında her zaman önem arz eder.
Dünya tarihinde hep günler vardır.
Ve o kadar yıl insanlar günleri konuşur, günler üzerinden tarihi ve
insanlığı anlamaya çalışır.
Günler olmasa canlılar olmazdı.
Kim ne derse desin, gün demek insanoğlu demektir.
Günün anlamını bilerek yaşamak biz insanoğlunun en büyük
görevidir.
Günleri anlamak, dünyayı anlamaktır.
Hoşgörüyü, sevgiyi, saygıyı, empatiyi, dostluğu, dayanışmayı hâkim
kılmanın yolu günü anlamaktan geçer.
Günü anlamayan insan yaşamını anlamaz.
Şu an günü düşünmekteyim…