Sivil Haber

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ “SİYASET AKADEMİSİ” GENÇ LİDERLER İŞBİRLİĞİYLE ANKARA’YA TAŞINDI.

SİYASET

Türkiye’nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı geleneksel İstanbul Aydın Üniversitesi Siyaset Akademisi, Genç Liderler Derneği işbirliğiyle 01 Aralık’ta Hilton Otel Ankara’da AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’nun katılımıyla açıldı.

 01 Aralık Cumartesi 10:00-18:00 Hilton Ankara’da heyecanla gerçekleşmesi beklenen “Siyaset Akademisi Ankara” katılımcıların yoğun ilgisiyle başladı. Oturum başkanlığını İstanbul Aydın Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Başkanı Zeynep Banu Dalaman’ın yaptığı ilk haftanın konukları AK Parti ArGe’den Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, CHP İstanbul Milletvekili emekli Büyükelçi Osman Korutürk, TÜSİAD Uluslararası Koordinatörü Dr. Bahadır Kaleağası, Ankara Üniversitesi ATAUM Başkanı Prof. Dr. Çağrı Erhan ve TASAM Başkan Yardımcısı Emekli Büyükelçi Murat Bilhan Ankara’nın çeşitli üniversitelerinden 150 kadar gencin sorularıyla ter döktüler.
 
Genç nüfusun önemini her fırsatta vurgulayan Süleyman Soylu, “seçilme yaşını 18’e düşürmeye çalışarak sisteminin içine eğitimli genç ve dinamik, tarihi bilen, bilgisine dünyayla paylaşabilen, etkileşim halinde olan, global şirketlerde CEO olabilen bir genç nüfusu arttırmalıyız’ mesajını verdi.
 
Bu haftaki ilk konuşmacımız olan Süleyman Soylu, küresel güç merkezlerinin değişimi, sanatta, edebiyatta, kültürde güç merkezi Avrupa’nın artık yaşlanmakta olduğunu, kendini tekrar ettiğini vurgulamıştır. Ayrıca Avrupa’nın tıkanmış durumunun Dünya’nın yönünü Asya Pasifik’e doğru yönlendirdiğine değinmiştir. Değişimlerin hız kazandığı bu dönemde Türkiye’ye yansımalarını 4 temel avantaj üzerine oturtmuştur: 1) Müslüman Türkiye (Arnavut, Boşnak, Çerkez, Kürt, Azeri) gibi zengin kültüre ve temel dengeye sahip oluşu ve yeni trend ve büyük güç algısı: “Müslüman Nüfus” olarak tanımlamıştır. 2) Jeopolitik Konum- Stratejik güç mücadelesi ve Akdeniz’deki en önemli gücümüz: “Kıbrıs”. Diğer taraftan dünyadaki en önemli ve güvenli geçişin Karadeniz olduğunu söylemiştir.3) Genç Nüfus: Genç nüfusa dikkat çeken Süleyman Soylu, genç nüfus ortalama yaşımızın 29.olduğunu, diğer ülkeler ise gittikçe azalmakta, yaşlanmaktadır. 3 Çocuk Mantığı’na değinen Süleyman Soylu Avrupa ve Rusya’daki yaşlanma tehlikesini geciktireceğinin altını çizmiştir.
 
“Büyük devlet adamları siyaseti semboller üzerinden yapar”, diyen Süleyman Soylu, demokrasi statik değil; dinamik ve ilerlemecidir, insan temellidir. “Halkın seçimi Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması yönündedir” dedi. 
 
Siyaset Akademisi’nin ikinci konuğu CHP İstanbul Milletvekili Emekli Büyükelçi Osman Korutürk Türk dış politikasına eleştirel bir bakışla yorumladı. (E) Büyükelçi Osman Korutürk, Türkiye’nin henüz küresel bir güç olmadığını, sadece bölgesel bir güçtür. “Fark şudur ki; yaptıklarıyla, yapamadıklarıyla Türkiye küresel bir güçtür” dedi. 
 
Türk dış politikası dendiği zaman ‘bekle ve gör’ politikası uygulaması olayları yönlendirirdi. Şimdi ise pro-aktif bir ülke konumundadır. Türkiye hiçbir zaman bölgesinde pasif olmamıştır. Atatük’ün dış politika hakkındaki düşüncelerine değinen Osman Korutürk, “Bir ülke dış politikası iç bünyesiyle bağlantılıdır. Ne kadar güçlü iseniz iç bünyenizde o kadar iyidir.”, demiştir. Diğer bir anlayışı vurgulayan Osman Korutürk, dış siyasetin iç siyasete dayandırılması gerektiğini söylemiştir. 
 
Farklı noktalardan Türk dış politikasını kritik eden Emekli Büyükelçi Korutürk, Türkiye’nin Ortadoğu üzerindeki politikasına ve Arap dünyasının düşüncelerine değinmiştir: “Arap alemi yoktur. Arap ailesi ve Arap toprakları vardır. Soyut yaklaşım olarak bakıldığında ise Arap olma ya da Arap olmama durumu vardır. Bu bağlamda arap olmayanların kendilerine müdahale etme imkanı da tanımamışlardır. Fakat Türkiye zaman içerinde Ortadoğu’ya dolaylı bir şekilde müdahale etmeye başlasa bile ilk kez doğrudan müdahale etmeye başlamıştır. Bunun ilk örneğini Lübnan’da, daha sonra Libya Yarımadası’nda, Mısır-Tunus olayları ve son olarak Suriye’dir. Türkiye bu politikasıyla taraf olduğunu göstermiş, Ortadoğu’da güvenilirliğini kaybetmiştir.
 
TUSİAD Uluslararası Koordinatörü Dr. Bahadır Kaleağası: “Türkiye için Avrupa ana eksen olmaya devam ediyor, ancak Avrupa ana eksendir fakat yegâne eksen değildir”
 
Siyaset Akademisi Ankara’nın üçüncü konuğu Dr. Bahadır KALEAĞASI kitabından yola çıkaraka “G 20 Gezegeni’nde Türkiye ve AB” başlığıyla bir sunum yaptı. AB’nin değiştiğini ve Türkiye’nin bu değişimden etkilendiğini, gerekli sinerjilerin oluştuğunu ve bu sinerjileri meydana getiren formüllere değinmiştir.
 
Avrupa Tek Pazarı’nın ekonomiye getirdikleri üzerine konuşan Dr. Bahadır Kaleağası, AB 2020 Startejisi olarak; teknoloji, yeşil enerji, girişimcilik, eğitim, bütçe disiplini, kobi finansmanı, yoksullukla mücadele olarak sıralamıştır.
 
Türkiye-AB ilişkilerinin dünü, bugünü ve yarınını yorumlamıştır. Farklı olguların cereyan ettiğini söyleyen Kaleağası, 4 farklı kavramdan bahsetmiştir: 1) EUROPA Mercatus: Tüm kuralları, güvenliği, sosyal hakları olan geniş bir Avrupa. 2) EUROPA Nostrum: Federal bir Avrupa. 3) EUROPA Progressio: “Değişken coğrafya” 4) EUROPA Et Cetera: Başaran bir Avrupa. Sunumunu tamamlayan Sn. Kaleağası, katılımcıların soruları ile Türkiye-AB ilişkilerini değerlendirmiştir. 
 
Siyaset Akademisi Ankara’nın dördüncü konuğu Prof. Dr. Çağrı Erhan, “Türkiye-AB İlişkilerinde Son Durum” başlıklı sunumuyla AB müzakere sürecinde aynı noktada kaldığımıza dikkat çekmiştir. Özellikle Brüksel Zirvesi (2004)’ni bazı maddelerine değinerek Türkiye-AB ilişkilerinin ne durumda olduğunu üzerine yorumlamalar da bulunmuştur.
 
Son oturum konuşmacımız (E) Büyükelçi Murat Bilhan, ‘AB Uyum Raporu Işığında Türkiye’de Demokratik Değerler’üzerine kısa bir sunum yapmıştır. “Uluslararası Şeffaflık Raporu”nun verilerine dikkat çeken Bilhan, Türkiye’nin alt sıralarda yer aldığını söylemiştir: 
“AB ile Türkiye arasında temel sorun şu anda kimlik ve kültür sorunu gibi görünmektedir. Kanaatimce diğer sorunlar hep çözülebilir niteliktedir. Örneğin, Kıbrıs sorunu, Ermeni sorunu gibi konuları şahsen yapay sorunlar olarak görüyorum. Asıl sorun ‘Avrupa değerleri’ denilen bütünün AB toplumları tarafından Türkiye’ye bir türlü yakıştırılamamasından kaynaklanmaktadır. Yani Türkiye B tipi bir demokrasi muamelesi görmekte ve bu değerlere sahip olmadığı düşünülmektedir. Bu görünmez bir engel teşkil etmektedir.
 
‘Unity in diversity’ gibi bir prensibin sahibi olduğunu iddia eden AB, Türkiye’yi bu çeşitliliğin neresine oturtmak istemektedir? Daha doğrusu bu Avrupa çeşitliliğinin içinde görülmek istenmiyorsa, Avrupalılar için çeşitliliğin sınırı nedir?’” gibi soruların cevaplarını katılımcılarımızla paylaşan Bilhan son cümlelerini demokratik değerler açısından Türkiye’nin insan hakları konusunda özellikle kadın hakları ve hukuk konusunda sicilinin çok kötü olduğunun unutulmaması gerektiğinin altını çizmiş ve sunumunu tamamladı.
 
İstanbul Aydın Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Merkezi ve Genç liderler Derneği işbirliği ile gerçekleşen “Siyaset Akademisi Ankara” programı, değerli katılımcılarına plaketlerinin verilmesiyle son bulmuştur.
 














Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.