Sivil Haber

Erdoğan'dan BDP'ye Uludere yanıtı

SİYASET

Ak Parti Grubu'nda konuşan Başbakan Erdoğan, BDP, CHP'ye yüklendi. Erdoğan, BDP Genel Başkanı Demirtaş'ın "Uludere'de vurun dedi" iddiasına çok sert yanıt verdi.

''Hiç kimsenin içişlerinde gözümüz yok, bizim işimiz bize yeter''

Erdoğan, hiç kimsenin içişlerinde gözlerinin olmadığını belirterek, ''Bizim işimiz bize yeter. Bölge ülkelerindeki siyasi iktidar mücadelelerinin, siyasi çekişmelerin tarafı değiliz, olamayız. Bizim iyi niyetli tavsiyelerimizi, önerilerimizi, yapıcı eleştirilerimizi içişlerine müdahale olarak algılayanlar, önce çıkıp kendi özeleştirilerini yapsınlar'' dedi.

Erdoğan, dış politikada, geçen hafta önemli temasların, gelişmelerin yaşandığını belirterek, görüşmeleri hakkında bilgi verdi.

Mısır'da, tüm bölgenin ve kendilerinin umutlarını artıran güzel gelişmelerin yaşandığını dile getiren Erdoğan, Mısır'da 28 Kasım'da başlayan seçim sürecinin devam ettiğini, üç aşamalı Halk Meclisi seçimlerinin yapıldığını, 23 Ocak'ta büyük heyecanla, umutlarla açıldığını anımsattı.

Erdoğan, Mısır'da 23 Ocak'ta Halk Meclisinin açıldığı gün, Mısır halkının, çocuklarının fotoğraflarıyla yaptığı yürüyüşün her şeyi anlatmaya yettiğini belirterek, ''Kendi çocuklarının resimlerini taşıyan Mısırlılar, 'çocuklarımız diktatörlüğü görmeyecek' diyerek heyecanlarını, umutlarını ifade etti. Mısırlı kardeşlerimize, Türkiyeli kardeşlerinin selamlarını iletiyor, kendilerini kutluyor, yeni sürecin Mısır ve bölge için hayırlara vesile olmasını diliyorum'' diye konuştu.

Erdoğan, hafta içindeki birebir görüşmeler ve Körfez İşbirliği Konseyi bakanlarıyla yaptıkları toplantıda, başta Irak ve Suriye olmak üzere, bölgeye ilişkin düşüncelerini, tavırlarını, hassasiyetlerini muhataplarına ilettiklerini anlattı.

''İlkeli tutum sergiledik''

Bölgede yaşanan gelişmelerde, son derece ilkeli tutum sergilediklerini dile getiren Erdoğan, sadece hakkın, hukukun, halkların arzu ve taleplerin arkasında durduklarını vurguladı. Erdoğan, şunları söyledi:

''Ne gizli ajanda ile hareket ediyoruz ne de çıkar odaklı bir yaklaşım içindeyiz. Sünni, Şii, Nusayri, Alevi, Arap, Kürt, Ortodoks, Katolik... Etnik köken, din, mezhep ayırımı yapmıyor, politikalarımızı bu zahiri unsurlara göre asla şekillendirmiyoruz. Biz en başından itibaren şunu söylüyoruz; bölgede bir ülkede yaşanan belirsizlik, bir ülkedeki huzursuzluk, istikrarsızlık, kendi sınırlarını aşıyor, tüm bölgeye sirayet ediyor. Filistin, bizim bu tezimizin bir asırlık örneğidir. Lübnan, Irak, Suriye, Afganistan aynı şekilde. Bu bölgede hiçbir sorun yerel, lokal kalmıyor. Çeşitli nedenlerden dolayı tüm bölgeyi, tüm bölgenin refahını, huzurunu, istikrarını yakından ilgilendiriyor. Şu çok net olarak görüldü ki Filistin meselesi çözülmeden, bu bölgenin kalıcı barışa ulaşma imkanı yoktur. Irak istikrara kavuşmadan, Suriye'de akan kan durmadan, Afganistan, Yemen, Lübnan'ın, Somali'nin sorunları çözüm yoluna girmeden bu bölgenin topyekün huzura kavuşma imkanı yoktur. Bu bölgede, hiçbir ülkenin sırtını diğer ülkelere dönme, o ülkelerdeki gelişmelere kayıtsız kalma lüksü de yoktur. Irak'taki, özellikle Kuzey Irak'taki otorite boşluğu nedeniyle biz 30 yıl boyunca buradan yönelen terör karşısında çok ağır bedeller ödedik. Kuzey Irak'ta yerleşerek, Türkiye'yi tehdit eden terör örgütünün Irak'ın iç işi olduğu söylenebilir mi? Tüm bölgede mezhep çatışmasını tetikleme ihtimali olan Sünni-Şii gerilimin Irak'ın iç meselesi olduğu düşünülebilir mi? Türkmen kardeşlerimizin sıkıntılarının, bizim tarafımızdan dikkate alınmaması mümkün olabilir mi? Suriye'de son aylarda yaşanan olaylar nedeniyle Türkiye olarak ağır fatura ödedik, ödemeye devam ediyoruz. Filistin-İsrail meselesinde aynı şekilde Türkiye olarak ödediğimiz bedeller var. Bu faturayı, bedeli sadece biz ödemiyoruz. Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Bahreyn, İran, diğer bölge ülkeleri de az ya da çok bu meselelerin ceremesini çekiyor. Bizim Türkiye olarak bütün gayretimiz, tüm bölgeyi ilgilendiren bu sorunların, tüm bölgenin gayretiyle çözüme kavuşması, kavuşturulmasıdır. Biz bölge ülkelerindeki siyasi iktidar mücadelelerinin, siyasi çekişmelerin tarafı elbette değiliz, olamayız. Ancak bölge halklarının hak ve hukukun, bölgesel huzur ve istikrarın tarafıyız ve insaniyet namına sorumluluklarını da üzerimizden atamayız. Etnik kökenine, dinine, mezhebine, derisinin rengine bakmaksızın, biz bölgede akan kanın durmasını, ölümlerin, katliamların artık son bulmasını istiyoruz.''

''Ucuz hesapların içinde olmadık''

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin, hiçbir mezhebin karşısında da arkasında da olmadığını bildirdi.

Türkiye'nin, mezhep ayrışması, çatışması üzerinden güç devşirmenin, böyle ucuz hesapların içinde olmadığını belirten Erdoğan, tam tersine Türkiye'nin on yıllardır, yüzyıllardır devam eden, bölge halklarına çok büyük acılar yaşatan sorunların artık aklı selimle, sağduyuyla ele alınmasını, bir diyalog, istişare ortamının oluşturulmasını, en güçlü savunan ülke olduğunu ifade etti.

''Hiç kimsenin içişlerinde gözümüz yok, bizim işimiz bize yeter'' diyen Erdoğan, hiçbir ülkenin iç işlerine karışma, müdahale etme niyetinde olmadıklarını belirtti. Erdoğan, olaylar başladığı sırada, kendilerinden Irak'a girmelerinin istendiği dönemde, Iraklı kardeşlerinin , Irak'a girmelerini istemediği için bütün hazırlıklarını yaptıkları halde girişlerini durduklarını anımsattı. Erdoğan, ''Çünkü, bizim böyle bir derdimiz yok. İstenmediğiniz yerde biz olmayız'' dedi.

Erdoğan, sözlerini, ''Bazı meselelerin iç işleri olarak, dahili mesele olarak kalmadığını da bu ülkelerin yöneticileri, sorumluluk sahibi olan önderleri görmek zorundadırlar. Bizim iyi niyetli tavsiyelerimizi, önerilerimizi, yapıcı eleştirilerimizi içişlerine müdahale olarak algılayanlar, önce çıkıp kendi özeleştirilerini yapsınlar'' diye sürdürdü.

''Kanla değil, mürekkeple yazıldı''

Ortadoğu'nun tarihinin, bazılarının iddia ettiği gibi kanla değil; mürekkeple, ilimle, hikmetle, sanatla, medeniyetle yazıldığını dile getiren Erdoğan, Bağdat, Şam, Mekke, Medine, İsfahan, Beyrut, Kahire, Diyarbakır, Konya, Bursa, İstanbul'un tarihi boyunca siyasi çekişmelerle değil, ortaya koydukları muhteşem eserlerle öne çıktığını söyledi.

Erdoğan, kalemin kılıcı kestiğine inanan bir medeniyetin sahipleri olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

''Bunu bir avuntu, nostalji, tarih güzellemesi olarak ifade etmiyorum. Dün bu böyleydi Allah'ın izniyle, bütün bu coğrafyanın gayretiyle yarın da böyle olacaktır, olmalıdır. Herkes, bölgedeki her ülke, Türkiye'den emin olsun, Türkiye bölgenin meselesi için samimiyetle gayret sarf eden, bölgenin selametini de her türlü çıkarın üzerinde gören bir ülkedir. Esasen Türkiye'yi, batı, Avrupa ve AB için değerli yapan da bu samimiyetidir, bu diyalog gücüdür. Türkiye, doğusunda ve güneyinde bir iktidar, bir güç mücadelesi içinde olmadığı gibi Avrupa'da da bir güç, öne çıkma mücadelesi içinde değildir. Türkiye, yüzü Avrupa'ya bakan ama sırtını Doğu'ya dönmemiş ülke olarak, hem Doğu hem Batı için bir imkan, fırsattır.

Biz 9 yıldır gerek doğu, gerekse batıda muhataplarımıza bunu net ifade ettik. Türkiye'nin, Avrupa'ya yük olmaya değil yük almaya aday olduğunu her fırsatta tekrarlıyoruz. AB'ye adaylık konusunda, AB müktesebatına uyum konusunda muhatabımızın gösterdiği gayretten kat kat fazlasını gösteriyor, düzenlemelerimizi tek tek yapıyoruz. Türkiye'nin imkanlarına, sunduğu fırsatlara, iyi niyetimize rağmen Avrupa'da bize karşı sergilenen tutumu da bir kenara not ediyoruz.''

''Fransa'da süreç tamamlanmadı, sabırla bekliyoruz''

Erdoğan, Fransa konusuna girmeyeceğini, bu konuya bugün ''Fransız'' olduğunu ifade etti. Erdoğan,Fransa'da sürecin henüz tamamlanmadığını, yasanın seyrini sabırla beklediklerini kaydederek, ''Bu süreçte, geçen hafta ifade ettiğim gibi Fransa yönetimine, Türkiye ile kavga ediyor payesini de vermeyeceğiz. Ama bu yasanın altındaki asıl niyeti, asıl hissiyatı, asıl tehlikeyi de bütün boyutlarıyla inşallah önümüzdeki günlerde sizlerle çok ayrıntılı şekilde paylaşacağız'' dedi.

CHP, MHP, Meclis dışındaki diğer muhalefet partilerine, sivil toplum örgütlerine, bilim adamlarına, medyaya, bu konuda gösterdiği duyarlılık, dayanışma nedeniyle kendi ve milleti adına teşekkür eden Erdoğan, bütün vatandaşlara, vakur duruşundan dolayı da şükranlarını sundu.

''AK Parti iktidarından nitelikli nesil çıkar''

Erdoğan, 9 yılda nüfusun 9 milyon arttığına işaret ederek, her yıl ortalama 1 milyon arttıklarını, bunun hızlanarak devam edeceğini bildirdi. Erdoğan, ''2023'te çok daha farklı bir yerde olacağız inşallah. Bu tavsiyemizi, bütün arkadaşlarımın her yerde söylemesi lazım. Nüfusumuzun yüzde 50'si 30 yaşın altında, bizim için büyük güç, zenginlik, bunu artırarak devam ettirmemiz lazım. En büyük gücümüz buradan gelecek. Önemli olan nitelikli bir nesil diyorlar, eyvallah. AK Parti iktidarından, nitelikli nesil çıkar, merak etmeyin. Bütün tedbirlerimizi, eğitimi birinci sıraya koyarak aldık, alıyoruz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin sadece jeopolitik konumu değil, ekonomisiyle de Avrupa ve bölge için imkan olduğunu, son küresel ekonomik kriz sürecinde tüm boyutlarıyla ispat ettiğini belirtti.

''Siyasetçiye güven adeta yerlerde sürünüyordu"

Erdoğan, ''Güya Uludere'de operasyon bana sorulmuş; '50 kişilik grup var, içlerinde sivil var, ne yapalım' diye sormuşlar. Ben de BDP Genel Başkanı'nın o çirkin iddiasıyla söylüyorum; 'neye mal olursa olsun vurun' demişim. İşte bu tarz siyaset seviyesiz siyasettir, ahlaksız siyasettir'' dedi.

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, partilerini kurdukları günden beri ''siyasetin tek limanı ahlaktır'' ilkesini vurguladıklarını belirterek, ''Bu sözü vurgulamakla kalmadık, bunu kalbimizden, gönlümüzden söyledik ve samimiyetle, kararlılıkla da bu sözün arkasında durduk ve durmaya da devam ediyoruz'' diye konuştu.

Ahlaki zeminden, edepten, adaptan kopuk bir siyasetin millete hizmet üretemeyeceği gibi içten içe de kendini çürüteceğini anlatan Erdoğan, 14 Ağustos 2001'de AK Parti'yi kurduklarında siyaset arenasının böyle bir çürümüşlük içinde olduğunu kaydetti. Türkiye'de en az güvenilir kurum olarak siyasetin o zamanlar listenin başında yer aldığını hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Siyasetçiye güven adeta yerlerde sürünüyordu. Biz milletin değerleriyle, ulvi değerlerle siyaset üreterek sadece milletimize hizmet üretmekle kalmadık, siyasete güven katsayısını da en üst seviyelere çıkardık. Münakaşa, polemik, atışma, muhalefet etme, eleştiri siyasetin tabiatında vardır, bunun aksini iddia etmiyorum. Ancak yalan ve iftira; siyasetin bir cüzü, bir unsuru olamaz, hakaret bir cüzü, unsuru olamaz. Biz bunu en baştan itibaren şiddetle karşı çıktık,karşı çıkıyoruz. Elinde belgesi, delili olmayanların özellikle çok mühim, çok kritik meselelerde ortaya bir iftira atarak zihinleri bulandırması siyaset değildir. İftira atarak, yalan söyleyerek gündemi değiştireceklerini zannedenler aldanırlar, kendilerini de aldatırlar. İftira atarak, yalan söyleyerek karşılarındakini küçülteceklerini zannedenler tam tersine kendisini küçültürler.''

BDP'ye cevap: Bu iddianın içinde cahillik, husumet, şark kurnazlığı var

BDP Genel Başkanı Demirtaş'ın kendisiyle ilgili hiçbir mesnedi, dayanağı olmayan, hiçbir belgeye hatta bilgiye dayanmayan bir iddia ortaya attığını belirten Erdoğan, ''Güya Uludere'de operasyon bana sorulmuş, 50 kişilik grup var, içlerinde sivil var, 'ne yapalım' diye sormuşlar. Ben de BDP Gene Başkanı'nın o çirkin iddiasıyla söylüyorum 'neye mal olursa olsun vurun' demişim. İşte Bu tarz siyaset seviyesiz siyasettir, ahlaksız siyasettir. Bunlar, her zaman söylüyorum ya, 5 koyunu ellerine ver güdemezler, kaybedip dönerler veyahut da tenha bir yerde kesip kebap yapma yoluna giderler'' dedi.

Erdoğan, ''bu iddianın, bu ithamın içinde cahillik, tecrübesizlik, husumet, şark kurnazlığı olduğunu'' belirterek, şöyle konuştu:

''Ama daha vahimi bu iddianın, bu ithamın içinde maalesef siyasi ahlaksızlık var. Böyle bir hezeyanı gündeme getirmek, sadece ve sadece acziyettir. Siyaset, muhalefet üretemeyenler işte böyle acziyet üretirler, ürettikleri acziyetten çare umarlar ve o acziyetin altında kalırlar.

Şunu BDP Genel Başkanı'na hatırlatmak isterim; Başbakan'a yönelik bu tür cahilce iddialar, BDP'nin Uludere hadisesini istismar çabalarını, Uludere hadisesi için yapılan basın toplantısında da kahkaha atma ahlaksızlığını örtmez, örtemeye de yetmez. Bu cahilce ithamlar, BDP'nin artık gizlenemez hale gelen kimlik bunalımını da saklamaya, örtmeye yetmez.

Biz güvenlik güçlerimize genel çerçevede yetki veririz. Siyaset budur, Hükümet etme budur. O genel çerçeve içerisinde de güvenlik güçlerimiz ama TSK ama Emniyet o genel çerçeve içerisinde yetkisini kullanır. Gerekirse bazı konularda yine bize danışabilirler, sorabilirler. Ama tabii bunların bugüne kadar böyle bir şey yapmaları söz konusu olmadığı için, bunlara talimat dağdan geldiği için böyle yapmaları mukadder. Sürekli olarak İmralı'yı adres gösteriyorlar, sonra da çıkıp diyalogdan, siyasette muhatap alınmaktan bahsedeceksiniz. Biz sizi siyasette muhatap aldık. Ben de görüştüm, yardımcılarım da görüştü, defaetle görüştüler. Ama siz dağa sormadan, İmralı'dan haber gelmeden hiçbir zaman adım atamadınız. Sizin iradeniz yok, karar verme yetkisiniz yok. Ancak oralardan size müsaade gelirse siz adım atabilirsiniz. Ama biz sadece ve sadece halkımıza soruyoruz, halkımızdan aldığımız yetkiyi de kullanırız.

Bir uluslararası toplantıdan dönerken medya mensuplarıyla uçakta yaptığımız görüşmede de söylemiştim; Biz özelikle terör örgütüyle mücadele ederiz ve siyasi temsilcileriyle de müzakere ederiz demiştim. Ben bu sözümün yine arkasındayım. Ama bu çerçeveyi iyi korumaları lazım. Söyledikleri ne? Efendim, 'BDP'yi kriminalize ediyormuşuz.' Açık söylüyorum; kim ilegaliteye bulaşırsa, kim terör örtüyle içli dışlı olursa, kim hak hukuk tanımazsa, yargı da gider gereğini yapar. Kimsenin hukuk karşısında imtiyazı yoktur, kimseye da ayrıcalık yapılamaz. ''

''Biz AK Parti olarak Kılıçdaroğlu'ndan son derece memnunuz''

Uludere istismarı üzerinden devam eden terörle mücadeleyi akamete uğratacaklarını sananların büyük bir yanılgı içinde olduğunu ifade eden Erdoğan, ''Askerimizle, polisimizle, tüm istihbarat ve güvenlik birimlerimizle yürüttüğüm başarılı mücadele, kesintisiz sürecektir. Buna ara vermek yok. Terör olduğu sürece terörle mücadelede olacaktır. Kimsenin güvenlik güçlerimizin motivasyonunun kırmasına izin vermeyeceğiz. Yaşananlardan dersler çıkararak daha büyük bir azimle terörle etkin mücadele etmeyi sürdüreceğiz'' diye konuştu.

Erdoğan, ''BDP'nin bu cahilce iddialarının ötesinde daha büyük bir vahamet olduğunu'' belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''CHP Genel Başkanı da BDP'nin bu ahlak dışı iddiasına, iftirasına sahip çıkmış. BDP Genel Başkanı'nın bu iddiasını tekrar etmek gibi bir hata işlemiştir. Sadece BDP değil, Anamuhalefet partisi CHP tam bir acziyet içinde. CHP o kadar acziyet içinde ki en başından itibaren Uludere hadisesinde BDP'nin peşine takılıp gitmekten hiç gocunmadı, hiç yüksünmedi.

Ben halk oylaması ve 12 Haziran seçimleri öncesinde CHP'nin lokomotif, BDP'nin de onun vagonu olduğunu söylemiştim. Sözümü geri alıyorum; meğer lokomotifi BDP, vagonu da CHP imiş. Bu tren artık nereye gider, hangi istasyona gider, onu da milletimin takdirine ve muhayyilesine sevk ediyorum. Bakın Anadolu'da çok güzel bir söz var; 'Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste...' İşte CHP'de o ah, çıkıyor, aheste aheste çıkıyor. CHP Genel Başkanı, partisinin içindeki sıkıntıları aşmak için, güya gündemi değiştirmek için akla ziyan açıklamalar yapıyor, akla ziyan iddialara sarılıyor. Kendi arkadaşlarının kendisiyle ilgili iddialarına çıt çıkarmayan Sayın Kılıçdaroğlu, belki gündemi değiştiririm diye BDP'nin ipine, BDP'nin hezeyanlarına sarılıyor. Kusura bakmayın Sayın Kılıçdaroğlu biz söyleyeceğimizi zamanında söyledik. Manşetle gelen,manşetle gider. Ayak oyunlarıyla gelen, ayak oyunlarıyla gider. İşte bir CD olayı, 'ben aday değilim' diye genel başkanını ziyaret et, çıkınca o açıklamayı yap, ertesi gün de hemen aday oluver. Çok dürüst bir insan maşallah. Ama Allah var, biz AK Parti olarak Sayın Kılıçdaroğlu'ndan son derece memnunuz.''

AYRINTILAR GELECEK

Haber7-AA

Haber Kaynağı : Haber7.com

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.