<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>SiViL HABER</title>
    <link>https://www.sivilhaber.com</link>
    <description>ÖNCE İNSAN</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sivilhaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 05 May 2026 17:17:25 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.sivilhaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Katı Tümörler için Dünyanın İlk CAR-T Tedavisi Yakında Çin'de]]></title>
      <link>https://www.sivilhaber.com/kati-tumorler-icin-dunyanin-ilk-car-t-tedavisi-yakinda-cinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sivilhaber.com/kati-tumorler-icin-dunyanin-ilk-car-t-tedavisi-yakinda-cinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İleri Evre Mide ve Pankreas Kanseri Hastaları İçin Yeni Bir Umut]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İleri evre gastrointestinal kanserler için çığır açan yeni bir <strong>CAR-T hücre tedavisinin</strong> 2026 yılının ilk yarısında Çin'de kullanıma sunulması bekleniyor; bu, kanser tedavisinde önemli bir ilerleme anlamına geliyor. Jiahui Uluslararası Kanser Merkezi, uygun hastalar için bu yenilikçi tedaviye erişim imkanı sunan önde gelen tıbbi kurumlar arasında yer alacak.</p>

<p><strong>Satri-cel (CT041)</strong> olarak bilinen bu tedavi, <strong>mide ve pankreas kanserlerinde sıklıkla görülen bir biyobelirteç olan Claudin18.2'yi </strong>hedef alan ve katı tümörler için özel olarak geliştirilmiş dünyanın ilk CAR-T tedavisidir.</p>

<p><strong>Kanser Tedavisinde Yeni Bir Dönem</strong></p>

<p>CAR-T tedavisi, kanser hücrelerini hassas bir şekilde tanıyıp saldırmak üzere yeniden programlanmış, hastanın kendi bağışıklık hücrelerini kullanan, son derece kişiselleştirilmiş bir tedavi yöntemidir. Geleneksel tedavilerin aksine, CAR-T hücreleri vücut içinde çoğalabilir ve zaman içinde kanserle mücadeleye devam edebilir.</p>

<p>CAR-T tedavisi kan kanserlerinde sonuçları halihazırda dönüştürmüş olsa da, bu yeni tedavi yöntemi, tarihsel olarak etkili tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğu <strong>katı tümörlerin tedavisinde önemli bir dönüm noktası</strong> niteliğindedir.</p>

<p><strong>Umut Verici Klinik Sonuçlar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çin'de yürütülen klinik çalışmalar, ileri evre mide ve gastroözofageal kanserli hastalar için umut verici sonuçlar ortaya koymuştur:</p>

<ul>
 <li><strong><strong>Objektif yanıt oranı (ORR): ~41%</strong>, bu oran, standart tedavilere kıyasla önemli ölçüde daha yüksektir. </strong></li>
 <li><strong><strong>Bazı karşılaştırmalarda geleneksel tedavilere kıyasla 10 kattan fazla iyileşme</strong></strong></li>
 <li><strong><strong>Standart tedaviye kıyasla, hastalığın ilerlemesiz sağkalım süresi ~1,7 aydan yaklaşık ~4,7 aya uzamıştır</strong></strong></li>
</ul>

<p></p>

<p>Bu sonuçlar, önde gelen uluslararası konferanslarda sunulmuş ve üst düzey tıp dergilerinde yayınlanmış olup, bu tedavinin küresel önemini ortaya koymaktadır.</p>

<p><strong>Karşılanmamış Büyük Bir İhtiyacın Giderilmesi</strong></p>

<p>İleri evre mide ve pankreas kanserleri, tedavi edilmesi en zor kanser türleri arasında yer almaya devam etmektedir; bu kanser türlerinde ileri tedavi aşamalarında etkili seçenekler sınırlıdır ve sağkalım sonuçları kötüdür.</p>

<p>Bu CAR-T tedavisi, <strong>geleneksel tedavi seçeneklerini tüketmiş olan hastalar için yeni bir tedavi yolu</strong> sunmaktadır.</p>

<p><strong>Kimler Yararlanabilir</strong></p>

<p>Bu tedavi aşağıdaki hastalar için uygun olabilir:</p>

<ul>
 <li><strong>İleri evre veya metastaz yapmış mide kanseri veya gastroözofageal kanseri olan</strong></li>
 <li>Daha önce <strong>en az iki farklı tedavi yöntemi uygulanmış</strong></li>
 <li><strong>Claudin18.2-pozitif tümörleri gösteren</strong></li>
 <li>Klinik uygunluk kriterlerini karşılayan</li>
</ul>

<p></p>

<p>Her hasta, uygunluğunun belirlenmesi amacıyla ayrıntılı bir tıbbi değerlendirmeden geçecektir.</p>

<p><strong>Geleceğe Bakış</strong></p>

<p>Bu tedavi, <strong>onkolojide bir dönüm noktası</strong> niteliğinde olup, CAR-T tedavilerinin kan kanserlerinin ötesine geçerek katı tümörlere de uygulanmasının önünü açmaktadır.</p>

<p>Devam eden araştırmalar, erken evre tedavi ve ek tümör türleri de dahil olmak üzere daha geniş uygulama alanlarını inceliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAGLIK</category>
      <guid>https://www.sivilhaber.com/kati-tumorler-icin-dunyanin-ilk-car-t-tedavisi-yakinda-cinde</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sivilhabercom.teimg.com/crop/1280x720/sivilhaber-com/uploads/2026/04/kansrede-umut/unnamed.jpg" type="image/jpeg" length="79733"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser Vakalarının Yarısına Yakını Önlenebilir: Sağlıklı Yaşam Hayat Kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.sivilhaber.com/kanser-vakalarinin-yarisina-yakini-onlenebilir-saglikli-yasam-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sivilhaber.com/kanser-vakalarinin-yarisina-yakini-onlenebilir-saglikli-yasam-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1–7 Nisan Ulusal Kanser Haftası, kanser konusunda farkındalığı artırmak ve toplumda sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek adına önemli bir hatırlatma niteliği taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Kanser Derneği de bu kapsamda 1 Nisan’da Türk Kanser Derneği binasında bir basın toplantısı düzenledi.</p>

<p>Toplantıya Türk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman, Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Esat Namal, Psikoonkolog Psikoterapist Ceren Camadan, Diyetisyen Yasemin Güzel ve Sanatçı Betül Demir konuşmacı olarak katılarak kanser ve kanser hastalarına yönelik önemli bilgiler paylaştı.</p>

<p>Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konulduğunu ve yaklaşık 9,7 milyon kişinin kanser nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Türk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman, bu tablonun büyümesini engellemenin en güçlü yolunun bilinçlenme olduğunu vurguladı.</p>

<p>Duruman, “Kanser yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil; aynı zamanda önemli ölçüde önlenebilir bir sağlık sorunudur. Bilimsel veriler, kanserlerin yaklaşık %90’ının çevresel ve yaşam tarzı faktörleriyle ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte çalışmalar, kanser vakalarının yaklaşık %30–50’sinin sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebileceğini göstermektedir. Yani hayatımızda yapacağımız bazı değişiklikler kanser riskini önemli ölçüde azaltabilir. Bu nedenle toplumun doğru bilgiyle bilinçlenmesi, erken teşhisin yaygınlaşması ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi kanserle mücadelede büyük önem taşımaktadır.” dedi.</p>

<p>Duruman ayrıca, düzenli sağlık kontrolleri ve tarama programlarına katılımın birçok kanser türünün erken evrede tespit edilmesini sağladığını ve tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını belirtti. Türk Kanser Derneği’nin ücretsiz hizmetleri kapsamında Türkiye genelinde yürütülen tarama programlarına tüm vatandaşları davet eden Duruman, “Vatandaşlarımız derneğimizi arayarak veya web sitemiz üzerinden kayıt oluşturarak ücretsiz tarama hizmetlerimizden faydalanabilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="" height="604" src="https://sivilhabercom.teimg.com/sivilhaber-com/uploads/2026/04/unnamed-22.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="804" /></p>

<p><strong>Uzman Dr. Esat NAMAL konuşmasında</strong>;</p>

<p>“Bizim için öncelik kanser olmamaktır. Çünkü kanser vakalarının yaklaşık %30‘41-ı önlenebilir nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, çoğu insanın bildiği ancak uygulamakta zorlandığı bazı temel öneriler bulunmaktadır. Sigara içmemek, sağlıklı ve dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, mümkün olduğunca kilo almamak önemlidir. Obezite, son dönemde öne çıkan önemli kanser risk faktörlerinden biridir. Bunun yanı sıra, mümkün olduğunca stressiz ve daha mutlu bir yaşam sürmeye çalışmak, kanseri davet etmemek adına önem taşır.</p>

<p>Ancak tüm bu önlemlere rağmen, maalesef kanser herkes için ortaya çıkabilen bir hastalıktır. Günümüzde dünya genelinde, kalp hastalıklarından sonra yaşam kaybında ikinci sırada yer almakta ve görülme sıklığı her geçen gün artmaktadır.</p>

<p>Burada en kritik konu erken teşhistir. Kanser erken evrede tespit edildiğinde, günümüzde gelişen tıbbi imkânlar sayesinde tamamen tedavi edilebilmekte, yani kür sağlanabilmektedir. Teknolojideki ilerlemeler sayesinde erken evrede yakalanan hastalar, tedavi sonrasında normal ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmektedir.</p>

<p>Türk Kanser Derneği, kanser hastalarına yönelik sunduğu destek hizmetlerinin yanı sıra ücretsiz kanser taramaları da gerçekleştirmektedir. Herkesi düzenli olarak taramalarını yaptırmaya davet ediyoruz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Psikoonkolog Psikoterapist Ceren CAMADAN;</strong> “Psikoonkoloji, kanser tanısı alan bireyin yalnızca bedensel değil; duygusal ve zihinsel süreçlerini de destekleyen bir alandır.</p>

<p>Gönüllü olarak destek verdiğim Türk Kanser Derneği’nde, bu sürecin psikolojik boyutuna eşlik ediyor; hasta ve hasta yakınlarının yalnız olmadığını hissetmelerine katkı sağlamaya çalışıyorum.</p>

<p>Görüyoruz ki “ya sonuç kötü çıkarsa” kaygısıyla taramalar ertelenebiliyor. Oysa ertelemek riski azaltmaz, sadece görünmez hale getirir. Erken teşhis sadece bir seçenek değil, bir yaşam fırsatıdır. Hep söylediğimiz gibi erken teşhis hayat kurtarır” sözleriyle taramaların önemini vurguladı.</p>

<p><strong>Diyetisyen Yasemin Güzel;</strong> “Kanserden korunma ve kanser sürecinde beslenme birbirinden ayrı değil; beslenme hem hastalığın oluşumunu önlemede hem de tedavi sürecinde güçlü bir destek mekanizmasıdır. Yaşam tarzı faktörleri içinde önemli bir yere sahip olan beslenme, tedavinin yerine geçmez ancak vücudun direncini, tedaviye yanıtını ve yaşam kalitesini doğrudan etkiler.</p>

<p>Koruyucu beslenmede liften zengin, antioksidan içeriği yüksek, dengeli ve bütüncül bir yaklaşım esastır; tek bir “mucize besin” yoktur. Kanser tanısı almış bireylerde ise amaç sadece kilo kontrolü değil, kişiye özel ve bilimsel bir planla kas kaybını önlemek, bağışıklığı desteklemek ve tedavi sürecini daha iyi yönetmektir.</p>

<p>Sonuç olarak hem korunmada hem tedavi sürecinde önemli olan yasaklar değil; dengeli, sürdürülebilir ve bilimsel temellere dayanan bir beslenme yaklaşımıdır.” diyerek sağlıklı beslenmenin hem korunma hem tedavi sürecindeki önemini anlattı.</p>

<p><strong>Sanatçı Betül Demir;</strong></p>

<p>“Kanserden değil, geç kalmaktan korkmalıyız. Çünkü birçok insan için en büyük sorun, hasta olma korkusu. Bu durum özellikle kanser söz konusu olduğunda daha da belirgin hale geliyor. Bu nedenle teşhis ve tarama süreçlerini erteleme eğilimimiz bulunuyor. Erteledikçe, maalesef daha ileri evrede kanser vakalarıyla karşılaşabiliyoruz. Elbette günümüzde tıp ilerlediği için ileri evre hastalar da çeşitli tedavilerden faydalanabilmektedir; ancak yine de asıl önemli olan geç kalmamaktır. Bu yüzden kanserden değil, geç kalmaktan korkmalı; kendimize iyi bakmalıyız. Aynı zamanda kanserle mücadelede hem önleyici hem destek hizmetleriyle çalışmalar gerçekleştiren Türk Kanser Derneği’ne de desteklerimizi esirgememeliyiz” sözleri ile erken teşhisin önemine vurgu yaptı ve destek çağrısında bulundu.<wbr /></p>

<p></p>

<p></p>

<p><img alt="" height="783" src="https://sivilhabercom.teimg.com/sivilhaber-com/uploads/2026/04/1-nisan-2026-basin-toplantisi-9.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="804" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAGLIK</category>
      <guid>https://www.sivilhaber.com/kanser-vakalarinin-yarisina-yakini-onlenebilir-saglikli-yasam-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sivilhabercom.teimg.com/crop/1280x720/sivilhaber-com/uploads/2026/04/kanser-vakalarinin-yarisina-yakini-onlenebilir/unnamed.jpg" type="image/jpeg" length="50510"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bel fıtığında tedavi yöntemi kişiye özel olmalı]]></title>
      <link>https://www.sivilhaber.com/bel-fitiginda-tedavi-yontemi-kisiye-ozel-olmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sivilhaber.com/bel-fitiginda-tedavi-yontemi-kisiye-ozel-olmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bel fıtığında birçok hasta için cerrahi kararından daha zor olanı, hangi yöntemin kendisi için en doğrusu olduğuna karar vermek olabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tıbbın hızla değiştiği günümüzde, mikrocerrahi ve endoskopik (kamera) yani tam kapalı yöntemlerin ameliyat sonrası ‘sakat kalma’ veya ‘aylarca yatalak olma’ korkusunu ortadan kaldırdıklarını paylaşan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Mikrocerrahi ve kapalı yöntemin avantajları farklıdır. Burada kritik nokta, hastanın fıtık yapısına göre en doğru tedaviye karar vermek" açıklamasında bulundu.</strong></p>

<p>Bel fıtığı tedavisinde artık eski korkuların geride bırakıldığı yeni bir dönem yaşanıyor. Bel fıtığı tedavisindeki cerrahinin temel hedefinin hastanın dokusuna en az zararı vererek onu en kısa sürede ayağa kaldırmak olduğunu paylaşan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Teknolojinin bize sunduğu iki büyük imkân olan mikrocerrahi ve kapalı yani endoskopik yöntemler devreye giriyor. Her iki teknik de başarısını kanıtlamış olsa da hangisinin hangi hastaya uygulanabileceği fıtığın karakterine göre değişiyor” diye konuştu.</p>

<p><strong>Ameliyatın yöntemi fıtığın yerine ve ihtiyacına göre belirlenmeli</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mikrocerrahi tekniğinin beyin, sinir ve omurga ameliyatlarının 'altın standardı' olarak görüldüğünü hatırlatan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Operasyon sırasında yaklaşık 3-5 santimetrelik küçük bir alandan girilerek, yenil nesil mikroskoplar altında çalışılıyor. Bu mikroskop bize fıtığı ve sinir köklerini o kadar net ve üç boyutlu gösteriyor ki, hata payımız neredeyse yok denecek kadar azalıyor. Mikrocerrahi özellikle fıtığın yanı sıra kemik kanalında daralma olan veya fıtığı kireçlenmiş hastalarda ve bel kayması olan hastalarda daha çok tercih ediliyor. Çünkü o yüksek çözünürlük sayesinde, siniri zedelemeden daralan kanalları genişletme ve sertleşmiş dokuları temizleme şansı çok daha yüksek oluyor” dedi.</p>

<p>Eğer fıtık patlamış ise o zaman kapalı ameliyat yani endoskopik yönteme yöneldiklerinin altını çizen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bu yöntemde ise sadece kalem kalınlığında bir tüp ve ucundaki minik kamera ile vücuda giriliyor. Bir santimetreden bile küçük bir delikten girilerek yapılan bu operasyonda, vücudun yükünü taşıyan bel kasları kesilmeden fıtığa ulaşılır. Kas dokusunun korunması, hastanın ameliyat sonrası neredeyse hiç ağrı hissetmemesini sağlar. Endoskopik yöntemin en çarpıcı yönü ise iyileşme hızıdır; hastalar operasyondan sadece birkaç saat sonra yürüyebilir ve aynı gün taburcu olabilirler. Dikiş gerektirmeyen ve estetik açıdan belirgin iz bırakmayan bu yöntem, özellikle hızlıca iş hayatına dönmek isteyen aktif bireyler ve sporcular için benzersiz bir konfor sağlar” diye konuştu.</p>

<p><img alt="" height="537" src="https://sivilhabercom.teimg.com/sivilhaber-com/uploads/2026/03/unnamed-21.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="804" /></p>

<p><strong>Fıtığın yeri, büyüklüğü ve hastanın genel durumu tedaviyi etkiliyor</strong></p>

<p>Hangi yöntemin uygulanacağı sorusunun cevabının tamamen kişiye özel yani hastanın fıtık yapısına ve omurga yapısına bağlı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Genç, doku hasarının minimumda kalmasını isteyen ve sadece tek seviyeli, taze bir fıtığı olan hastalarda kapalı yani endoskopik cerrahi ilk seçenek olarak öne çıkar. Ancak fıtık kireçlenmişse, fıtığa ciddi kemik kanal daralması eşlik ediyorsa veya daha önce aynı bölgeden ameliyat olunmuşsa, mikrocerrahinin sunduğu geniş hareket alanı daha güvenli bir sonuç verir. Cerrahide temel kural, cerrahın bilgi birikimi ve tecrübesidir. Bu tür ameliyatların kararında her hastaya özgü tedavi yöntemi belirlenmelidir. Sonuçta her iki yöntem de hastanın sosyal yaşamına hızla dönmesini hedeflerken, nihai seçimi fıtığın yeri, büyüklüğü ve hastanın genel durumu belirler” açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAGLIK</category>
      <guid>https://www.sivilhaber.com/bel-fitiginda-tedavi-yontemi-kisiye-ozel-olmali</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 15:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sivilhabercom.teimg.com/crop/1280x720/sivilhaber-com/uploads/2026/03/unnamed-18.jpg" type="image/jpeg" length="29037"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[50 Yaştan Sonra Kolon Kanseri Riski Artıyor]]></title>
      <link>https://www.sivilhaber.com/50-yastan-sonra-kolon-kanseri-riski-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sivilhaber.com/50-yastan-sonra-kolon-kanseri-riski-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[50 Yaştan Sonra Kolon Kanseri Riski Artıyor: Belirti Beklemek En Büyük Hata]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat</strong>, kolon kanserinde erken tanının hayati önemine dikkat çekerek, özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerin herhangi bir belirtiyi beklemeden tarama programlarına katılması gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Polat, “Kanserle mücadelede en güçlü araç tedavi değil, zamanında harekete geçmektir. Çünkü bazı kanser türleri sessiz ilerler. Kişi hiçbir belirti hissetmezken risk büyümeye devam edebilir. Kolon kanseri bu açıdan özel bir dikkat gerektirir” dedi.</p>

<p><img alt="" height="921" src="https://sivilhabercom.teimg.com/sivilhaber-com/uploads/2026/03/unnamed-1-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Sessiz İlerleyen Bir Tehdit</strong></p>

<p>Kolon kanserinin çoğu zaman aniden ortaya çıkmadığını belirten Polat, hastalığın yıllar içinde geliştiğini ifade etti. “Bağırsakta oluşan küçük polipler, kontrol edilmediği takdirde zamanla kansere dönüşebilir. Oysa düzenli taramalar sayesinde bu süreç henüz başlangıç aşamasındayken durdurulabilir” diye konuştu.</p>

<p>Erken evrede kolon kanserinin çoğunlukla belirti vermediğine dikkat çeken Polat, “Dışkıda kan, uzun süren kabızlık ya da ishal atakları, açıklanamayan kilo kaybı, demir eksikliği anemisi ve geçmeyen karın ağrısı gibi belirtiler ortaya çıktığında hastalık ilerlemiş olabilir. Bu nedenle belirtileri beklemek doğru bir yaklaşım değildir” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Risk 50 Yaş Sonrası Belirgin Şekilde Artıyor</strong></p>

<p>Özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerde düzenli taramanın hayati önem taşıdığını vurgulayan Polat, ailesinde kolon kanseri öyküsü bulunan kişilerde riskin daha erken yaşlarda başlayabileceğini belirtti. Modern yaşam alışkanlıklarının da riski artırdığına işaret eden Polat, kolon kanseri riskini artıran başlıca faktörleri şöyle sıraladı:</p>

<p>50 yaş ve üzeri olmak Birinci derece akrabada kolon kanseri öyküsü bulunması Hareketsiz yaşam Liften fakir, işlenmiş ve kırmızı et ağırlıklı beslenme Obezite Tütün ürünleri ve düzenli alkol kullanımı</p>

<p>“Bu faktörler bir araya geldiğinde risk daha da artmaktadır” diyen Polat, korunmanın mümkün olduğunun altını çizdi.</p>

<p><strong>Kolonoskopi Hayat Kurtarıyor</strong></p>

<p>Kolonoskopinin, kolon kanseri taramasında altın standart kabul edilen bir yöntem olduğunu belirten Polat, “Kısa sürede tamamlanan bu işlem sırasında saptanan poliplerin çıkarılması, kanser gelişimini büyük ölçüde engelleyebilmektedir. Erken evrede yakalanan vakalarda tedavi başarısı oldukça yüksektir. Tarama bir tercih değil, sorumluluktur” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Riskin azaltılması için atılabilecek adımların net olduğunu söyleyen Polat, şu önerilerde bulundu:</p>

<p>Haftada en az 150 dakika fiziksel aktivite Liften zengin ve dengeli beslenme Sağlıklı kilo kontrolü Tütün ve ürünlerinin kullanılmaması Alkol tüketiminin sınırlandırılması</p>

<p><strong>Türkiye’de Kolorektal Kanserin Sayısal Görünümü</strong></p>

<p>Türkiye’de kolorektal kanserin en sık görülen ilk 5 kanser türü arasında yer aldığını belirten Polat, vakaların büyük çoğunluğunun (%85’e yakınının) 50 yaş ve üzerindeki bireylerde görüldüğünü aktardı. Tanı konulan hastaların ortalama yaşının 58–61 aralığında olduğunu ifade eden Polat, 50–70 yaş arası hedef nüfusta tarama katılım oranının bölgesel farklılıklar göstermekle birlikte yaklaşık %25–40 aralığında bildirildiğini ve bu oranın istenilen düzeyin altında kaldığını söyledi.</p>

<p>Polat ayrıca, düzenli ve önerilen aralıklarla kolonoskopi yaptırma oranının genel tarama katılım oranının da altında olduğuna dikkat çekerek, “Erken evrede (Evre I) saptanan kolorektal kanserde 5 yıllık sağkalım oranı %90’ın üzerindeyken, ileri evrelerde bu oran belirgin şekilde düşmektedir” dedi.</p>

<p><strong>Toplumsal Bir Sorumluluk</strong></p>

<p>Bu verilerin, yaş temelli tarama programlarının <wbr />yaygınlaştırılmasının ve toplum katılımının artırılmasının mortaliteyi azaltmada temel strateji olduğunu gösterdiğini belirten Polat, “50 yaş ve üzerindeki bireylerin, herhangi bir belirti beklemeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak genel cerrahi veya gastroenteroloji uzmanından randevu alması ve ‘kolon kanseri açısından tarama amacıyla kolonoskopi yaptırmak istiyorum’ talebini iletmesi, kişisel sağlıkları adına atılacak önemli ve bilinçli bir adımdır” dedi.</p>

<p>Tarama sürecini başlatmanın yalnızca bireysel değil, toplumsal düzeyde de koruyucu bir sorumluluk olduğunun altını çizen Polat, sözlerini şöyle tamamladı:<br />
“Kanserle mücadelede korku değil, bilinç yol gösterici olmalıdır. Geç kalınmış bir teşhis yerine, zamanında yapılmış bir tarama hayat kurtarır. Kolon kanserinde erken tanı hayat kurtarır.”</p>

<p><wbr /> <strong>Türk Kanser Derneği</strong>, kanserle mücadelede erken tanı, tedaviye erişim, hasta ve hasta yakınlarına ücretsiz konaklama ve sosyal destek sağlama alanlarında faaliyet gösteren, kamu yararına çalışan köklü bir sivil toplum kuruluşudur. Dernek, erken tanının yaygınlaştırılması amacıyla <strong>ücretsiz kanser taramaları</strong> konusunda da çalışmalar yürütmekte; <strong>özellikle kolon kanseri taraması için risk grubunda yer alan bireyler</strong>, Türk Kanser Derneği’ne başvurarak ücretsiz tarama olanakları hakkında bilgi alabilmektedir.</p>

<p><img alt="" height="470" src="https://sivilhabercom.teimg.com/sivilhaber-com/uploads/2026/03/kolon-kansei-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAGLIK</category>
      <guid>https://www.sivilhaber.com/50-yastan-sonra-kolon-kanseri-riski-artiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sivilhabercom.teimg.com/crop/1280x720/sivilhaber-com/uploads/2026/03/50-yastan-sonra-kolon-kanseri-riski-artiyor/kolon-kansei-1.jpg" type="image/jpeg" length="66872"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıp Öğrencilerinin Gelişimine Yeni Bir Katkı: HAGA Projesi Hayata Geçti]]></title>
      <link>https://www.sivilhaber.com/tip-ogrencilerinin-gelisimine-yeni-bir-katki-haga-projesi-hayata-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sivilhaber.com/tip-ogrencilerinin-gelisimine-yeni-bir-katki-haga-projesi-hayata-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lokman Hekim Sağlık Vakfı ve İstanbul Rotary Kulübü, tıp öğrencilerinin akademik ve mesleki gelişimini desteklemek üzere Hekim Adayları Gelişim Akademisi’ni başlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Lokman Hekim Sağlık Vakfı ve İstanbul Rotary Kulübü, tıp fakültesinde eğitim gören ve vakıf tarafından desteklenen öğrencilerin akademik, kişisel ve mesleki gelişimlerini güçlendirmek amacıyla Hekim Adayları Gelişim Akademisi (HAGA) projesini hayata geçirdi. Proje, genç hekim adaylarının ihtiyaç duyacakları temel gelişimlerine destek olarak mesleğe daha donanımlı başlamalarını hedefliyor.</p>

<p>HAGA, öğrencilerin eğitim dönemlerine göre yapılandırılmış çevrim içi oturumlar ve uygulamalı atölyelerden oluşuyor. Hazırlık, birinci ve ikinci sınıf öğrencileri; etkili iletişim, stres yönetimi, araştırma yöntemlerine giriş, tıbbi iletişim, işitme engelli bireylerle iletişime yönelik çalışmalara katılıyor. Üçüncü, dördüncü ve beşinci sınıf öğrencileri için ise sağlıkta şiddet, zor durumlarda iletişim ve çatışma yönetimi, acil hizmetlerde yasal süreçler, tıbbi uygulama hataları, adli raporlama gibi daha ileri eğitimler sunuluyor. Eğitimler, alanında deneyimli akademisyenler tarafından yürütülüyor.</p>

<p>Projenin önemli bileşenlerinden biri de mentörlük desteği. Mentör–mentee eşleşmeleri, kişilik ve yetkinlik analizleri alanında uzman insan kaynakları şirketleri tarafından gerçekleştiriliyor; süreçlerin takibi ve geri bildirimleri ise alanında uzman bir platform aracılığıyla yürütülüyor. İlk aşamada 40 bursiyer, mentörlük programına dâhil edilecek. Ayrıca öne çıkan öğrencilere dönemlerine göre tıp öğrenci kongreleri, ulusal tıp kongreleri veya TUS hazırlık programlarına katılım desteği sağlanacak.</p>

<p><strong>Vakıf Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Şeker, bu projeyi şu sözlerle değerlendirdi: </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Lokman Hekim Sağlık Vakfı ve İstanbul Rotary Kulübü, HAGA ile genç hekim adaylarının eğitim yolculuğunu destekleyen uzun vadeli bir model oluşturuyor. Vakfımız, kuruluş misyonu doğrultusunda eğitimde fırsat eşitliği, mesleki gelişim ve toplum sağlığını önceleyen çalışmalarını bu projeyle daha da güçlendiriyor. HAGA’nın, geleceğin hekimlerinin yalnızca akademik bilgiyle değil; etik yaklaşımlar, iletişim becerileri ve mesleki sorumluluk bilinciyle yetişmesine katkı sağlaması hedefleniyor."</p>

<p><img alt="" height="554" src="https://sivilhabercom.teimg.com/sivilhaber-com/uploads/2025/12/leyla-seker.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="371" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAGLIK</category>
      <guid>https://www.sivilhaber.com/tip-ogrencilerinin-gelisimine-yeni-bir-katki-haga-projesi-hayata-gecti</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 15:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sivilhabercom.teimg.com/crop/1280x720/sivilhaber-com/uploads/2025/12/hag/logo-yatay.png" type="image/jpeg" length="35582"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Doğadan Sofraya: Sağlıklı ve Sürdürülebilir Gıda”]]></title>
      <link>https://www.sivilhaber.com/dogadan-sofraya-saglikli-ve-surdurulebilir-gida</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sivilhaber.com/dogadan-sofraya-saglikli-ve-surdurulebilir-gida" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[16 Ekim Dünya Gıda Günü nedeniyle “Doğadan Sofraya: Sağlıklı ve Sürdürülebilir Gıda” konulu bir seminer düzenledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eyüpsultan Belediyesi, Toplumsal Açlıkla Mücadele ve Eğitim Derneği (TAMEV) işbirliğinde, 16 Ekim Dünya Gıda Günü nedeniyle “Doğadan Sofraya: Sağlıklı ve Sürdürülebilir Gıda” konulu bir seminer düzenledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Galeri Eyüpsultan’da düzenlenen seminerin moderatörlüğünü Gastronomi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni, iletişim stratejisti ve sürdürülebilirlik gönüllüsü Merve Erdoğan yaparken konuşmacılar çevre aktivisti ve sıfır atık projeleri danışmanı Selda Güleç, İstanbul Okan Üniversitesi Gastronomi Bölüm Başkanı ve Gıda Mühendisi Doç. Dr. İlkay Gök ile Tüketici Konfederasyonu Sürdürülebilir Üretim Komitesi Başkanı ve Gıda Mühendisi Nurten Sırma oldu.</p>

<p>Seminer öncesi kürsüye gelen, aynı zamanda kendisi de bir TAMEV gönüllüsü olan Kültür İşleri Müdürü Sema İnci, Eyüpsultan Belediye Başkanı Dr. Mithat Bülent Özmen’in selamlarını ileterek başladığı konuşmasında, bilinçli ve sürdürülebilir bir yaşam anlayışını destekleyen çalışmalara çok önem verdiklerini söyledi.</p>

<p>Beslenmeden sürdürülebilirliğe kadar birçok konuda değerlendirmenin yapıldığı seminerde konuşmacılar, doğanın bize sunduklarını koruyarak sağlıklı ve sürdürülebilir bir geleceğe nasıl birlikte adım atılacağı, doğa dostu yaşam ve gıda israfını önlemenin yolları, sofralarımıza gelen her lokmanın ardındaki emek konularını konuştular.</p>

<p>Ayrıca, üreticiden tüketiciye kadar uzanan sürecin her aşamasında sorumluluk ve bilinç taşımanın önemi, gastronomide sürdürülebilirlik üretim ve gıda güvenliği, sıfır atık ve su kaynaklarının korunması, Türkiye’de gıda ve su kaybıyla israfın üretici ve tüketici perspektifinden analizi gibi konularda bilgiler paylaştılar.<br />
[gallery id="2017" color="bg-primary"][/gallery]</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAGLIK</category>
      <guid>https://www.sivilhaber.com/dogadan-sofraya-saglikli-ve-surdurulebilir-gida</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Oct 2025 17:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sivilhabercom.teimg.com/crop/1280x720/sivilhaber-com/uploads/2025/10/a-s-o-s0903.jpeg" type="image/jpeg" length="72661"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Maltepe’de kadın sağlığı için dayanışma buluşması]]></title>
      <link>https://www.sivilhaber.com/maltepede-kadin-sagligi-icin-dayanisma-bulusmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sivilhaber.com/maltepede-kadin-sagligi-icin-dayanisma-bulusmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Maltepe’deMaltepe Belediyesi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, 15 Ekim Dünya Meme Sağlığı Günü’ne özel olarak “Meme Kanseriyle Mücadelede Bilgi, Farkındalık ve Destek”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi ile Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ve Marmara Eğitim Vakfı iş birliğiyle gerçekleştirilen panelin açılış konuşmasını Maltepe Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Gülay Kılıç yaptı.</p>

<p>Panelde, Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Şevin Demir ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Deveci konuşma yaptı. Uzmanlar, meme kanserinde erken tanının hayat kurtarıcı olduğunun altını çizerek düzenli sağlık kontrollerinin önemine vurgu yaptı. Meme kanserine neden olan faktörler, alınabilecek önlemler ve hastalığın teknik boyutları hakkında da katılımcılara bilgi verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlik sonunda konuşmacılara teşekkür edilirken, Maltepe Belediyesi'nin kadın sağlığı ve farkındalık çalışmalarına yıl boyunca devam edeceği ifade edildi.<br />
[gallery id="2004" color="bg-primary"][/gallery]</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAGLIK</category>
      <guid>https://www.sivilhaber.com/maltepede-kadin-sagligi-icin-dayanisma-bulusmasi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Oct 2025 15:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sivilhabercom.teimg.com/crop/1280x720/sivilhaber-com/uploads/2025/10/a85f078d-a384-4b8d-99bb-9a7d13cb0875.jpeg" type="image/jpeg" length="28557"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Meme Kanserinden Korunmak Mümkün mü?]]></title>
      <link>https://www.sivilhaber.com/meme-kanserinden-korunmak-mumkun-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sivilhaber.com/meme-kanserinden-korunmak-mumkun-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son 20 yılda dünyada meme kanseri vakalarının %40’a yakın arttığı bildirilmektedir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meme kanseri, kadınlarda en yaygın görülen kanser türü olarak önemini koruyor. Kurulduğu günden bu yana farkındalık çalışmalarıyla erken tanının önemini vurgulayan Türk Kanser Derneği, bu sık rastlanan kanser türüne karşı toplumu bilgilendirmeyi sürdürüyor. Derneğin Sağlık Direktörü Ezgi Polat, “Her 8 kadından 1’i yaşamı boyunca meme kanseriyle karşılaşma riski taşıyor. Kadın olmak, bu hastalık için en önemli risk faktörüdür. Her 100 kadına karşılık yalnızca 1 erkekte meme kanseri görülse de erkeklerin de bu hastalığa yakalanabileceği unutulmamalıdır.” diyerek meme kanseri hakkında bilinmesi gerekenleri paylaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Türkiye’de Her Yıl 25 Bin Yeni Vaka</strong><br />
Son 20 yılda dünyada meme kanseri vakalarının %40’a yakın arttığı bildirilmektedir. Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 25 bin kadına meme kanseri teşhisi konulmaktadır. Meme kanseri 40 yaşından sonra daha sık görülse de her 5 meme kanseri hastasından 1’i 40 yaşın altındadır.<br />
<img alt="" height="588" src="https://sivilhabercom.teimg.com/sivilhaber-com/uploads/2025/10/kapak-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /><strong>Korunmanın Birinci Adımı: Risk Faktörlerini Bilmek</strong></p>

<p>Meme kanserinin risk faktörleri iki grupta değerlendiriliyor:</p>

<p>• Değiştirilemeyen riskler: Genetik, yaş, ailede meme kanseri öyküsü, bazı iyi huylu meme hastalıkları, ilk adet yaşı ve menopoz yaşı.</p>

<p>• Değiştirilebilen riskler: İlk doğum yaşı, emzirme süresi, doğum kontrol hapı kullanımı, menopoz sonrası hormon tedavisi, beslenme şekli, alkol ve tütün ürünleri kullanımı. Sigara içen kadınların meme kanserine yakalanma riski, içmeyenlere göre yaklaşık %20 daha fazladır.</p>

<p>Riskleri bilmek, korunmanın ilk adımıdır. Bazı faktörler değiştirilemez; ancak yaşam tarzımız üzerindeki kontrollerimiz, riski önemli ölçüde azaltabilir.</p>

<p><strong>Meme Kanseri Önlenebilir Mi?</strong></p>

<p>Bilimsel verilere göre kanserlerin yaklaşık %90’ı çevresel, yalnızca %10’u genetik faktörlerden kaynaklanıyor. Bu da bize aslında kanserin büyük oranda önlenebilir olduğunu gösteriyor. Tütün ve mamullerinin kullanımı, yanlış beslenme ve hareketsiz yaşama bağlı obezite ve bazı enfeksiyonlar en önemli çevresel riskler arasındadır. Bunlara “dur” diyebilirsek, sadece meme kanserine karşı değil birçok kanser türüne ve hatta birçok farklı hastalığa karşı da kendimizi korumuş oluruz.</p>

<p><strong>En Önemli Nokta: Taramalar</strong></p>

<p>Kanserle mücadelede en kritik adım, gerekli taramaları düzenli yaptırmaktır. Meme kanserinde her ay kendi kendine yapılan muayene ile düzenli ultrason ve mamografi taramaları büyük önem taşır. Erken evrede yakalanan meme kanserinde 5 yıllık sağ kalım oranı %90’ın üzerindedir; çünkü erken teşhis hayat kurtarır.</p>

<p><strong>Meme Kanseri Sadece Kadının Değil, Ailenin ve Toplumun Sorunudur</strong></p>

<p>Kadın sağlığı sadece o kadının hayatını değil; ailesini, sevdiklerini, hatta toplumu da etkiler. Çünkü bir kadın sağlıklı olduğunda, çevresindekiler de güç bulur. Meme kanserinde erken tanı, sadece kendimizi değil, sevdiklerimizi korumak demektir. Düzenli kontroller onlara da güvence sağlar. Unutmayalım: meme kanseri bireysel bir mücadele değil; farkındalık, erken tanı ve birlikte hareketle aşabileceğimiz bir sınavdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAGLIK</category>
      <guid>https://www.sivilhaber.com/meme-kanserinden-korunmak-mumkun-mu</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 17:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sivilhabercom.teimg.com/crop/1280x720/sivilhaber-com/uploads/2025/10/kapak-2.jpg" type="image/jpeg" length="24546"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğal Cilt Maskeleri Her Zaman Masum Değil!]]></title>
      <link>https://www.sivilhaber.com/dogal-cilt-maskeleri-her-zaman-masum-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sivilhaber.com/dogal-cilt-maskeleri-her-zaman-masum-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medyada evde hazırlanan doğal maskeler, kısa sürede pürüzsüz ve parlak bir cilt vaadiyle milyonlarca kişiye ulaşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ancak uzmanlara göre bu tariflerin etkisi göründüğü kadar masum değil. Sonbaharın kuru havası cildi hassaslaştırırken, yanlış içerikli maskeler cildin koruyucu tabakasını bozarak akne, kızarıklık, egzama ve erken yaşlanmaya yol açabiliyor. Dermatolog Dr. Babür Süer, “Sosyal medya trendlerine değil, cilt tipinizi bilen bir dermatoloğun önerilerine güvenmeniz gerekiyor” diyor.</strong></p>

<p><strong>Doğal Maskelerde Görünmeyen Riskler</strong></p>

<p>Türkiye’de ev yapımı maskeler özellikle 18–35 yaş arası gençler arasında oldukça popüler. Yoğurt ve limon “doğal nemlendirici” veya “leke açıcı” olarak görülürken; bal ve zerdeçal “yatıştırıcı” ve “antioksidan” etkileriyle öne çıkarılıyor. Ancak Dermatolog Dr. Babür Süer’e göre bu maddeler sanıldığı kadar güvenli değil:<br />
“Yoğurt gözenekleri tıkayabilir, limon cildin asit dengesini bozar, bal alerjiye yol açabilir, zerdeçal ise kalıcı sarı lekeler bırakabilir. Sonbaharda cilt zaten daha hassastır; bu karışımların etkisiyle atopik dermatit riski yaklaşık yüzde 30 oranında artabilir.”</p>

<p>Bilimsel çalışmalar, mevsimsel kurulukla birlikte kullanılan ev tipi maskelerin cilt bariyerinde mikroskobik hasara yol açabildiğini gösteriyor. Dr. Süer, “Kliniğe gelen hastalarımda bu maskeler sonrası akne ve tahrişe bağlı egzamayı daha sık görüyorum,” diyor.<br />
 </p>

<p><strong>Sonbaharda Cildinizi Nasıl Korursunuz?</strong></p>

<p>Sonbaharda soğuk rüzgarlar ve düşük nem, cilt bariyerini zayıflatıyor; atopik dermatit veya egzema vakaları %20 artıyor. Yanlış maskeler sorunu büyütüyor ve estetik tedavilerin (botoks, dolgu, lazer) başarısını riske atıyor. Dr. Süer’in tavsiyesi: “Cildinizi onarmak için seramid veya Cica (centella asiatica) içeren profesyonel maskeleri deneyin. Sonbaharda skin booster enjeksiyonları veya LED ışık terapisi faydalı olabilir” Sonbaharda düşük nem oranı ve soğuyan hava, cildin koruyucu tabakasını zayıflatır. Bu dönemde atopik dermatit, egzama ve kuruluk vakalarında belirgin artış görülür. Ev yapımı maskeler ise bu hassas dönemde cilt dengesini daha da bozabilir. Dermatolog Dr. Babür Süer, “Cildinizi onarmak için seramid veya Cica (centella asiatica) içeren profesyonel maskeleri tercih edin. Bu içerikler cilt bariyerini güçlendirir ve nem kaybını önler,” diyor. Sonbahar döneminde seramid ve hyalüronik asid içeren nemlendiricilere ek olarak , sonbahar döneminde yapılan skin booster enjeksiyonları ve LED ışık terapileri de cilt yenilenmesini destekleyebilir. Dr. Süer’e göre güneş koruyucu kullanımı da sadece yaz aylarında değil, her mevsim önemli: “Bulutlu havalarda bile UV ışınları ciltte leke ve erken yaşlanmaya yol açabilir. SPF 30 ve üzeri koruyucular günlük rutinde mutlaka yer almalı.”<br />
<img alt="" height="628" src="https://sivilhabercom.teimg.com/sivilhaber-com/uploads/2025/10/kapak-1-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="798" /></p>

<p><strong>Dermatologdan 4 Bilimsel Öneri</strong><br />
•<strong> Ev yapımı maskelere ara verin.</strong><br />
Yoğurt, limon, bal veya zerdeçal gibi maddeler içeren karışımlar, sonbaharda kızarıklık, akne ve tahrişe yol açabilir. Cilt bariyerini korumak için bu tür ev tipi uygulamalardan uzak durun.<br />
• <strong>Seramid, hyalüronik asit ve Cica içeren ürünleri tercih edin.</strong><br />
Bu içerikler cildin koruyucu tabakasını güçlendirir, nem kaybını önler, hassasiyeti azaltır ve kuruluk ile kızarıklığa karşı cildi destekler.<br />
• <strong>Güneş koruyucunuzu her gün kullanın.</strong><br />
Bulutlu havalarda bile UV ışınları ciltte leke ve erken yaşlanmaya yol açar. SPF 30 ve üzeri koruma sağlayan ürünler günlük rutinin değişmez parçası olmalı.<br />
• <strong>Estetik işlemlerde dermatoloğunuza danışın.</strong><br />
Cilt kuruluğunun ve tahrişin arttığı bu dönemde kişiye özel cilt hazırlığı doğru yapılmazsa botoks, dolgu veya lazer gibi uygulamalar istenmeyen sonuçlara yol açabilir.<br />
<img alt="" height="542" src="https://sivilhabercom.teimg.com/sivilhaber-com/uploads/2025/10/10131-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><font face="Arial, sans-serif"><font size="3"><strong>Cilt Bakımında Doğru Bilinen Yanlışlar</strong></font></font></p>

<p><font face="Arial, sans-serif"><strong>Yanlış:</strong></font><font face="Arial, sans-serif"> </font><font face="Arial, sans-serif">Yoğurt cildi nemlendirir ve yumuşatır.</font><br />
<font face="Arial, sans-serif"><strong>Doğru:</strong></font><font face="Arial, sans-serif"> Yoğurt gözenekleri tıkayabilir ve özellikle sonbaharda hassas ciltlerde tahrişe neden olabilir. Nemlendirme için hyaluronik asit içeren serumlar daha güvenlidir.</font></p>

<p><font face="Arial, sans-serif"><strong>Yanlış:</strong></font><font face="Arial, sans-serif"><strong> </strong></font><font face="Arial, sans-serif">Limon suyu lekeleri açar ve cildi parlatır.</font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font face="Arial, sans-serif"><strong>Doğru:</strong></font><font face="Arial, sans-serif"> Limonun asidik yapısı cilt dengesini bozar, bariyeri zayıflatır ve leke riskini artırır. Leke tedavisi için dermatolog kontrolünde yapılan kimyasal peeling daha etkili ve güvenlidir.</font></p>

<p><font face="Arial, sans-serif"><strong>Yanlış:</strong></font><font face="Arial, sans-serif"> </font><font face="Arial, sans-serif">Bal cildi yatıştırır ve iyileştirir.</font></p>

<p><font face="Arial, sans-serif"><strong>Doğru:</strong></font><font face="Arial, sans-serif"><strong> </strong></font><font face="Arial, sans-serif">Bal, alerjik reaksiyonlara yol açabilir ve gözenekleri tıkayabilir. Cildi yatıştırmak için Cica (centella asiatica) içeren ürünler daha uygundur.</font></p>

<p><font face="Arial, sans-serif"><strong>Yanlış:</strong></font><font face="Arial, sans-serif"><strong> </strong></font><font face="Arial, sans-serif">Zerdeçal cildi canlandırır ve lekeleri azaltır.</font></p>

<p><font face="Arial, sans-serif"><strong>Doğru:</strong></font><font face="Arial, sans-serif"><strong> </strong></font><font face="Arial, sans-serif">Zerdeçal, ciltte kalıcı sarı lekeler bırakabilir ve hassas ciltlerde tahrişe neden olabilir. Leke görünümünü azaltmak için C vitamini içeren serumlar daha güvenli bir alternatiftir.</font></p>

<p>Dermatolog Dr. Babür Süer, “Doğal demek her zaman güvenli demek değildir,” diyerek uyarıyor: “Sonbaharda cilt daha savunmasız hale gelir. Sosyal medyada paylaşılan ev yapımı tarifler kısa vadede parlaklık verse de uzun vadede cilt bariyerini zayıflatabilir. Cilt bakımında en doğru adım, kendi cilt tipinize uygun profesyonel önerileri dermatoloğunuzdan almaktır.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAGLIK</category>
      <guid>https://www.sivilhaber.com/dogal-cilt-maskeleri-her-zaman-masum-degil</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 17:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sivilhabercom.teimg.com/crop/1280x720/sivilhaber-com/uploads/2025/10/kapak-1.jpg" type="image/jpeg" length="90206"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KANSERİNE DİKKAT: “OLMAZ OLMAZ DEME HİÇ”]]></title>
      <link>https://www.sivilhaber.com/kanserine-dikkat-olmaz-olmaz-deme-hic</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sivilhaber.com/kanserine-dikkat-olmaz-olmaz-deme-hic" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜRK KANSER DERNEĞİ’NDEN MEME KANSERİNE KARŞI FARKINDALIK: “OLMAZ OLMAZ DEME HİÇ”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“Meme Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında Türk Kanser Derneği, farkındalığı artırmak amacıyla <strong>“Olmaz Olmaz Deme Hiç”</strong> sloganıyla geniş bir kampanya başlattı. Meme kanseri, her 8 kadından 1'ini etkileyen ciddi bir sağlık sorunu olarak dikkat çekerken, erken teşhis bu mücadelede kritik öneme sahip. Dernek, toplumda farkındalık oluşturmak için düzenlediği basın toplantısında, erken teşhisin hayat kurtardığını bir kez daha vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türk Kanser Derneği’nin Şişhane’deki merkez binasında düzenlenen basın toplantısına, Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şener Cihan, Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Taha Demirpolat, iş insanı Yağmur Kalyoncu ve sanatçı Betül Demir katıldı. Toplantıda, kadınlarda en yaygın görülen meme kanserine karşı farkındalık oluşturmak ve toplumu bilinçlendirmek için önemli mesajlar paylaşıldı.</p>

<p><strong>Türkiye’de Her Yıl Yaklaşık 25 Bin Yeni Vaka</strong></p>

<p>Son 20 yılda dünyada meme kanseri vakalarının %40’a yakın arttığı bildirilmektedir. Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 25 bin kadına meme kanseri teşhisi konulmakta. Meme kanseri 40 yaşından sonra daha sık görülse de her 5 hastadan 1’i 40 yaşın altında.</p>

<p><strong>Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor</strong></p>

<p>“Olmaz Olmaz Deme Hiç” sloganıyla tüm kadınlara seslenen Türk Kanser Derneği, <strong>“Hiçbir zaman ‘benim başıma gelmez’ demeyin, kontrollerinizi ihmal etmeyin”</strong> çağrısında bulundu. Kanserle mücadelede en kritik adımın düzenli taramalar olduğunu belirten Türk Kanser Derneği Başkanı Burak Duruman şunları söyledi:</p>

<p>“Her 8 kadından biri meme kanserine yakalanma riski taşıyor. Erken teşhis sayesinde tam şifa mümkün. Buna rağmen meme kanseri vakalarının yalnızca %45’i erken evrede teşhis edilebiliyor ve mamografi taramalarına katılım oranı %30–35 seviyesinde kalıyor. Taramalarını ihmal eden birçok vatandaşımız olduğunu görüyoruz. Türk Kanser Derneği olarak, tüm kadınlarımızın taramalarını ücretsiz gerçekleştiriyoruz ve Türkiye’nin her il ve ilçesinde bu hizmeti sunuyoruz. Lütfen taramalarınızı yaptırın, birbirinizi bilinçlendirin ve taranmamış hiçbir kadınımız kalmasın. Unutmayın, erken teşhis hayat kurtarır.”</p>

<p>Toplantıya katılan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şener Cihan “Meme kanseri kadınlarımızda en sık görülen kanser türü olduğu için çok önemli. Ama biz meme kanserini korkmamamız gereken kanserler arasında tutuyoruz, çünkü erken teşhis edildiğinde basit bir cerrahi müdahale ile tedavisi tamamlanabiliyor. Mamografiyi, meme ultrasonunu, kendi kendine meme muayenesini ihmal etmek demek erken teşhis şansını yok etmek demektir.” diyerek erken teşhisin önemini vurguladı.</p>

<p>Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Taha Demirpolat da “Hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme alışkanlıklarındaki artış gibi faktörler meme kanseri ile karşılaşma oranlarını her geçen gün artırmaktadır. Bu oranı yaşam şeklimizde yapacağımız değişiklikler ile azaltmaya çalışabiliriz ama burada en önemli olan erken teşhis. Erken teşhisi de mümkün kılan taramalardır. Sağlıklı bireylerin 40 yaş itibariyle her yıl düzenli olarak mamografi ve ultrason yaptırması gerekir. Ailede meme kanseri hikayesi olanların ise taramalara çok daha erken başlaması gerekir.” sözleriyle taramaların aksatılmaması gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Pop müziğin sevilen sesi sanatçı Betül Demir, Türk Kanser Derneği’nin çok kıymetli çalışmaları olduğuna da değinerek, "Geçen sene tanı alan ve erken teşhis sayesinde bu sene tamamen sağlığına kavuşmuş olan arkadaşımdan dolayı erken teşhisin önemini çok yakından biliyorum. Ve bu sebeple erken teşhis için canla başla çalışan derneğimize de destek olmanızı bekliyoruz.” mesajını verdi.</p>

<p>Derneğin uzun yıllardır gönüllüsü Yağmur Kalyoncu da “Farkındalık ilk adım, ikinci adım ise harekete geçmek. Nerede olursanız olun Türk Kanser Derneği sizin yanınızda ve sizi harekete geçirecek güce sahip, ücretsiz taramalarınız için lütfen derneğe başvurun. Öz muayenenizi ihmal etmeyin ve hekimlerinizin sözünün dışında başka hiçbir söze itibar etmeyin. Sosyal medyada reyting kaygılarıyla kurulan cümlelere kapılıp taramalarınızı ihmal etmeyin.” dedi. Kalyoncu ayrıca, farkındalığın yalnızca Ekim ayında sınırlı kalmaması, yıl boyunca bu konunun altının çizilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><img alt="Unnamed-1" height="600" src="https://sivilhabercom.teimg.com/sivilhaber-com/uploads/2025/10/unnamed-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="450" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAGLIK</category>
      <guid>https://www.sivilhaber.com/kanserine-dikkat-olmaz-olmaz-deme-hic</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Oct 2025 04:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sivilhabercom.teimg.com/crop/1280x720/sivilhaber-com/uploads/2025/10/unnamed-1.jpg" type="image/jpeg" length="37300"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
