Sivil Haber

Kanal İstanbul Vizyonu

İSTANBUL

Kanal İstanbul Vizyonu

Kanal İstanbul Vizyonu Hakkında
Kanal İstanbul gibi bir projenin vizyonsuz başarılamayacağı açıktır. Buradaki Kanal İstanbul Vizyonu yazısının orijinaline Kanal İstanbul Türkiye’yi süper güç yapabilir mi? başlıklı yazıdan ulaşabilirsiniz. Yazı Haber7 sitesinde yayımlandıktan en erken bir hafta sonra burada yayımlanmaktadır. Diğer tüm yazılara buradan ulaşabilirsiniz.
Kanal İstanbul Türkiye’yi süper güç yapabilir mi?

Uzun süredir çılgın olarak ifade edilen kamuoyunun merakla beklediği Kanal İstanbul Projesi nihayetinde açıklandı ve tahmin edildiği gibi gündeme oturdu.

“Sekiz Deniz Yaylası” projesini ilk defa 2009 yılında Arnavutluk’tan Saraybosna’ya birlikte dönerken fikrin mimarı sevgili meslektaşım Prof. Dr. Mete Gündoğan’ın bizzat kendisinden duymuştum. Çok ilginç bulduğum vizyoner bir düşüncenin ürünü olan bu projeyi dikkatle dinledikten bir süre sonra takdim ettiği “Sekiz Deniz Yaylası Yeni Bir Dünya” kitabını neredeyse bir solukta okumuştum.

Kendisine bu projeyi Başbakana sunup sunmadığını sorduğumda kitabını Başbakan, Cumhurbaşkanı, Genel Kurmay ve diğer bazı devlet yetkililerine göndermiş olduğu cevabını alarak sevinmiştim. Bu nedenle İstanbul’la ilgili başbakanın çılgın projesinden ilk bahsedilmesinden bu yana projenin sekiz deniz yaylasıyla ilgili olduğunu hissederek herkes gibi merakla açıklama yapılmasını beklemeye başladım.

Uzun süredir çılgın olarak ifade edilen kamuoyunun merakla beklediği Kanal İstanbul Projesi nihayetinde açıklandı ve tahmin edildiği gibi gündeme oturdu.

Sayın Başbakan’ın bu güzel fikri önemseyerek kitaptaki Sekiz Deniz Yaylası projesini gerçekleştirme yolunda en önemli ayağı durumundaki kanal açma fikrini “Kanal İstanbul” projesi olarak ortaya koyması çok sevindirici. Başbakanın bu tür güzel fikirlere ve projelere değer vermesi tebrike şayan.

Basına yapılan açıklamalara göre; kitabında, Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı şekliyle bir projenin yapılması gerektiğini anlattığını belirten Gündoğan “Türkiye 8 deniz yaylasının tam ortasında bir devlettir. Ülkemiz, büyümek ve çok büyük atılımlar yapmak, 21. yüzyılda bölgenin süper gücü olmak istiyorsa boğazdaki trafiği kaldıramaz. Boğazları by-pass edecek böyle 1-2 kanal oluşturulması gerekir. Ancak bu kanallar Türkiye’ye çağ atlatacak şekilde büyütebilir. Bugün çılgın projeyle ilgili bu çerçevede açıklama yapılınca ben şahsen çok memnun oldum. Sayın Başbakanımızı tebrik ederim.” diyerek mütevazi ve örnek bir davranış sergilemiş.
Prof. Gündoğan boğazı by-pas edecek olan Karadeniz ve Marmara Denizi’nin birleştirilebilmesi amacıyla kanal için iki alternatif bölge önermekte. Bu kanalın Karasu-Sapanca-İzmit Körfezinin birleştirilmesi şeklinde olabileceği gibi boğazın kuzeyinde Avrupa yakasından bir hat ile gerçekleştirilebileceği ifade edilmekte.

Basından öğrendiğimize göre spekülasyonlara yol açmamak için şu anda kanalın tam olarak nereye inşa edileceği sır gibi saklanmakta.

Tercih neresi olursa olsun Süveyş kanalı ya da Panama kanalında olduğu gibi böyle bir ticari kanal İstanbul Boğazının yükünü çok hafifletecektir. En önemlisi, Hazar Denizi, Karadeniz, Marmara Denizi, Ege Denizi, Akdeniz, Kızıldeniz, Hint Okyanusu ve Basra Körfezi havzasında geliştirilecek akıllı bir projeyle atıl durumda olan ticari döngü tam anlamıyla kurulabilecektir.
Mevcut şartlarda zaten sıkıntılı olan İstanbul Boğazının trafiğini arttıracak olması nedeniyle bu güne kadar kurulamayan bu döngü Kanal İstanbul sayesinde kurulabilecektir.

Bu projenin Türkiye’yi merkez ülke konumuna sokacak stratejik bir öneme sahip olduğu açıktır.
Uluslararası Saraybosna Üniversitesi Rektörüyken, Prof. Dr. Mete Gündoğan, Dr. Hüsnü Demircan, Doç. Dr. Kutluk Özgüven gibi güzide şahıslarla vizyoner bir ekip kurmuş idik. Pek çok kardeş ve dost ülkeden uluslararası diğer şahsiyetlerin de katılımıyla fikri açıdan oldukça zengin bir topluluk oluşmuştu.

Onlarla yaptığımız sohbetler, geziler ve diğer etkinlikler sırasındaki beyin fırtınaları ve değerlendirmelerde Türkiye’yi Dünyanın ilk beş süper gücü arasına nasıl sokarız fikri çerçevesinde yoğunlaşıyorduk.

Bu ekipçe gerçekleştirilen sosyal etkinliklerin Uluslararası Saraybosna Üniversitesi’ndeki görevim sırasında Avrupa Rektörler Kulübüne adaygösterilmemde çok önemli katkısı olduğunu itiraf etmek gerekiyor.

Değerlendirmelerde Prof. Gündoğan Sekiz Deniz Yaylasının canlandırılması başta olmak üzere diğer pek çok mesele üzerinde durarak Türkiye’nin merkezde yer alabilmesi için gerekli çalışmaları öneriyordu. Benim şahsi düşüncem ise Türkiye’nin merkez ülke olabilmesi için genelde eğitim özel olarak da yükseköğretime büyük görev düştüğünü ve ilk 5 süper güç arasında yer alabilmek için orta vadede 500 bin yabancı öğrenci hedefini yakalamasının önemli olduğunu vurguluyor ve eğitim ayağının yapılandırılmasıyla ilgili hususlarda acizane katkılar sağlamaya çalışıyordum.

İşte bu çerçevede ülkemizin geleceğiyle ilgili 2023 yükseköğretim vizyonu da içinde olmak üzere çok değişik konuları ortaklaşa kurgulama fırsatı bulduğumuz bu toplantılar sayesindedir ki Türkiye’yi bir eğitim merkezi olarak belirleyen “500 bin yabancı öğrenciye ne dersiniz?” şeklindeki yazı rahatlıkla kaleme alındı.

PWC kuruluşu tarafından yayımlanan raporda 2050 yılında dahi Dünyanın ilk 10’uarasında gösterilmeyen ülkemizin “Kanal İstanbul” projesi ile çok daha öncesinde, 2023 yılında Dünyanın ilk beşi içinde yer alabileceği hususunda büyük umutlar taşımaktayım.
Ülkemizde önemli açılımlara sebep olan havuz sisteminin de mimarı olan Prof. Mete Gündoğan’ın bu toplantılarda gözlemlediğim daha birçok “çılgın” olarak vasıflandırılabilecek projelerinin bulunduğunu söylemekte yarar var.

Bunlar arasında Türkiye’nin merkezinde yer aldığı ülkelerle hudutların kaldırılması, bölgede fiktif bir para biriminin oluşturulması, ortak enerji politikalarının oluşturulması ve beşikten mezara kadar sürekli eğitim projeleri, adil gelir dağılımı, sürdürülebilir eğitim modelleri, fakirliğin ortadan kaldırılması, sekiz deniz yaylası hattında ticaret ve sanayi yollarının geliştirilmesi gibi pek çok konu yer almakta.

Kanal İstanbul potansiyel olarak hem siyasetin hem de Türkiye’nin vizyonunu değiştirebilecek bir proje. Umarım tamamlayan süreçleri de hayata geçirilerek 2023’te Dünyanın ilk 5’i arasına girmiş bir şekilde oluruz.

Not:

Sürdürülebilir Yeşil Kampüslerle ilgili olarak Bartın Üniversitesi Konferans salonunda 29 Nisan 2011 Cuma günü saat 11:00’de bir konferans verilecektir. İlgilenenlere duyurulur.
Bunca değirmenin suyu nereden gelecek? başlıklı bir önceki yazıda sürdürülebilir kampüsler konusuna da bir parça girilmişti. Bu yazıda ve daha sonra müstakil bir yazıyla yayımlamayı planladığımız “Sürdürülebilir Yeşil Kampüsler” konusunda sağladıkları katkılar nedeniyle ekibimiz üyelerinden Dr. Mustafa Mahir Kutay ve Yüksek Mühendis Barış Samir’e buradan tekrar teşekkür ediyorum.
Share this: 
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.