VAHŞET VAHŞET VAHŞET

 Vahşet vahşet vahşet…
Bunun başka bir adı olamaz.
Yirmi birinci yüzyılda ülkemizde yaşanan bu tecavüz olayı vahşettir.
Bu kaçıncı tecavüz vakası biliyor musunuz?
Gün geçmiyor ki ülkemizin bir yerlerinden tecavüz haberi gelmesin.
Her defasında vicdanlarımız yanıyor.
İnsanlığımızdan utanıyoruz.
Nasıl bir psikolojidir? Nasıl bir insanlıktır?
Neden bizim ülkemizde?
Araştırılması, psikolojik tahliller yapılması, üstünde durulması, konuşulup, tartışılması gereken bir meseledir.
Kadına şiddet haberleri artık sıradanlaştı.
Hangi kanalı açarsak açalım kadına yönelik bir şiddet haberi mutla izliyoruz.
Kadın diyoruz!
Annemiz, kardeşimiz, teyzemiz, halamız, komşumuz.
Kısacası canımız, kanımız.
İnsanın tüylerinin diken diken olduğu anlar.
Bizim gibi ülkelerde kadına reva görülen bu işte.
Şehir ortasında arabaya zorla bindirilip tecavüz edilen bir ülkede yaşıyoruz.
İnsan böyle bir ülkede yaşamaktan korkar. Yakınlarının hayati tehlikesinden kaygı duyar. İnsan olmaktan utanır.
Hani hep dürüst olmaktan, doğru olmaktan, ahlaklı olmaktan dem vururuz ya! En çokta bizim ülkemizdedir kadına şiddet, tecavüz.
Kadınlar çarşıya çıkamıyor, caddede yürüyemiyor, alış veriş yapamıyor, iş yerinde çalışamıyor.
Ne diyoruz; çalışma doğur. Evinde otur.
Kadını üreme makinesi olarak görüyoruz.
Kadının yeri, evidir!
Böyle düşünen bir toplumda kadına şiddet, tecavüz sıradanlaşır.
Ateş düştüğü yeri yakar.
Her düşen ateş yürekleri dağlar.

YORUM EKLE

banner309

banner225

banner209