Mühendisler Yeryüzünde Buluşuyor

"Yeryüzündeki hiçbir afet bölgesi mühendissiz kalmayacak"

Mühendisler Yeryüzünde Buluşuyor

  Mimar ve Mühendisler Grubu, dünya çapında faaliyet gösterecek ve insani yardım amacıyla afet bölgelerine yardım götürecek “Yeryüzü Mühendisleri”adı altındaki yeni oluşumunu, TİKA ile birlikte İHH, Deniz Feneri, Kimse Yok mu? gibi insani yardım kuruluşlarının da katılım sağladığı toplantıyla tanıttı. 



“İnsani Yardım Hizmetlerinde Mühendislik Çalışmaları” konulu toplantıda, insani yardım kuruluşlarıyla ortak çalışmalar yapılacağı açıklanırken, dünya genelinde afet bölgelerinde yapılacak mühendislik çalışmaları ve bu coğrafyada verilecek mühendislik eğitimi konuları istişare edildi.

Mimar ve Mühendisler Grubu, 24 Haziran 2012  tarihinde dünya çapında faaliyet gösterecek ve insani yardım kapsamında mühendislik hizmeti verecek olan Yeryüzü Mühendisleri’nin tanıtıldığı bir toplantı düzenledi. Toplantıya MMG Genel Başkan Yardımcısı Osman Şahbaz, yönetim kurulu üyeleri Turan Koçyiğit, Serkan Cantürk, bürokratlar, teknokratlar, akademisyenlerin yanında birçok işadamı, STK temsilcileri ve öğrenci katıldı.İnsani yardım kuruluşlarının da katılımıyla Eresin Barcelo Otel’de düzenlenen, “İnsani Yardım Hizmetlerinde Mühendislik Çalışmaları” konulu kahvaltılı toplantı çalışmasında, mühendislik çalışmalarına ihtiyaç duyulan coğrafyalarda teknik destek ve eğitimin verilmesi için yapılacak çalışmalar konusunda görüşler bildirildi.

Avni Çebi: “mühendislik hizmetleri anlamında coğrafyamızdan ve tüm yeryüzünden sorumluyuz”


MMG Genel Başkanı Avni Çebi yaptığı açılış konuşmasında tatil ve haftasonu olmasına rağmen toplantıya yoğun katılımdan dolayı duyduğu mutluluğu belirterek başlarken, MMG misyonu ve faaliyetleri hakkında bilgiler verdi. MMG olarak ana hedeflerini temelde üç kavram üzerinde toplamaya çalıştıklarını vurgulayan Çebi, hikmet, imar ve ihsan kavramları çerçevesinde tevhidi bir bakış açısıyla yollarına devam ettiklerini söyledi.

Bu çalışmalar bütününün ihsan ayağını, insanlara hizmet etmek ve üretilen değerin insanlarla paylaşılması olarak açıklayan Çebi, “MMG başkanlığına geldiğimde inşallah gönüllü mühendisler projesini başlatacağım demiştim. O zamandan bu zamana kadar üç yıl geçti. Bugün bu fikir artık vücut bulmaya başladı ve adını da Yeryüzü Mühendisleri koyduk. Bizim için yer yüzü de gökyüzü de çok önemlidir ve insanlar bu iki yer arasında kendilerine mekan, iş ve işler ağı oluşturuyorlar; fakat tüm bu işler ağı arasında en önemli olan şey; insan olmaktır. İnsan olmanın getirdiği erdemliliği paylaşarak, yüceltmektir.” dedi.

MMG olarak vakıf kavramını daha şuurlu hale getirerek, mimar ve mühendislik ekseninde Yeryüzü Mühendisleri’ni açıklamaktan dolayı memnuniyetini dile getiren Başkan Çebi, Türkiye’de insani yardım çalışmalarında bulunan organizasyonlar hakkında konuştu. İHH, Deniz Feneri, Kimse Yok Mu? ve Yardımeli gibi derneklerin insani yardım konusunda öncü organizasyonlar olduğunu dile getiren Çebi, ayrıca kamuda da Kızılay ve TİKA gibi kurumların önemine vurgu yaptı.Dünyada yumuşak güç olarak adlandırılan faaliyetlerin, devletlerin diğer ülkelerdeki faaliyetlerinde bazen o ülkenin amacını, misyonunu getirmek; bazen de o ülkenin amaçları doğrultusunda bölmek amacı da taşıyabileceğini kaydetti. Sudan’ın bölünmesini bu çalışmalara örnek olarak gösteren Çebi,”Dolayısıyla biz mühendislik hizmetleri anlamında coğrafyamızdan ve tüm yeryüzünden sorumluyuz. Bu bağlamda Yeryüzü Mühendisleri kavramı, yeryüzü sıfatının gerektirdiği bütünlük içersinde bütün yeryüzünü kendimize memleket olarak belirlemeliyiz” diye sözlerini noktaladı.

Mehmet Şimşek Denizer’den Nijer izlenimleri

İnsani Yardım Hizmetlerinde Mühendislik Çalışmaları konulu toplantı, Genel Başkan Avni Çebi’nin açılış konuşması sonrası, Mehmet Şimşek Denizer’in yaptığı “Nijer İzlenimleri” konulu sunumla devam etti. Afrika’ya yapılan yardımların genellikle sosyal ve sağlık çalışmalar boyutunda olduğunu belirtirken,  MMG ve Yeryüzü Mühendisleri olarak kendi amaçlarının da bu yardımlara mimarlık ve mühendislik bakış açısı getirmek olduğunu söyledi. Şehirleşme konusunda ne gibi katkılar yapılabileceği konusunda çalışmalar yürütülebileceğini aktaran Denizer, iki kere gittiği Nijer’de mimar olmasına rağmen sağlıkçı olarak hizmet ettiğini ifade etti.

Nijer’deki gözlemlerinden de anekdotlar sunan Denizer, Nijer’in çok tipik bir örnek teşkil ettiğini ve Orta Afrika’da yer alan ve ortalama yaşam standardının 42 olduğu bir ülke olduğunu ifade etti. Nijer’de çektiği fotoğraflar eşliğinde Nijer’in şehircilik anlayışını katılımcılarla paylaşan Denizer, “Nijer’e şehirleşme açısından bakmak gerekirse hiçbir şekilde bir bordürün, tretuvarın, lamba direklerinin, asfaltın olmadığı bir şehir” dedi. Denizer ayrıca Nijer’deki kırsal alanlarda bulunan sazlık ve sadece bir adet karalama tahtası olan eğitim kurumunu da göstererek Nijer’deki eğitim sistemini örneklendirmiş  oldu. Yapıların kerpiçten yapılmış ve üzeri sazlarla kapanmış olduğunu fotoğraflar eşliğinde katılımcılarla paylaşan Denizer, yapılarda pencerelerin olmadığının sadece kapılara sahip yapıların olduğunun bilgisini verdi.

Betül Maç: “ihtisaslaşmış yardım kuruluşları olmadığından; zaman, emek ve ekonomik kayıplar meydana geliyor”

Toplantının sunum görevini üstlenen MMG Üyesi Betül Maç, Yeryüzü Mühendisleri’nin düzenlediği programın, ilk açık toplantı olduğunu belirtti. Yeryüzü Mühendisleri oluşumunu daha geniş çevrelerle paylaşmak  ve yapılacak olan katkılarla daha üst seviyeye çıkmak amacında olduklarını belirten Maç, “Bilindiği üzere dünya çapında yardım kuruluşları büyük hizmetlerde bulunmaktadır. Tıbbi yardım, gıda temini, su arama, su temini, hastane ve okul yapımı ile eğitime varıncaya kadar ihtiyaç bölgelerine yardım götürülmektedir. Maalesef istisnai durumlar haricinde ihtisaslaşmış yardım kuruluşları olmadığından; zaman, emek ve ekonomik kayıplar meydana geliyor.” dedi.

Süreyya Polat: “TİKA
yeniden yapılanma, uyum ve kalkınma ihtiyaçlarına cevap vermek amacıyla kuruldu”

TİKA Başkan Yardımcısı Süreyya Polat konuşmasında TİKA hakkında bilgiler verdi.
TİKA’nın, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Türk Cumhuriyetleri’nin yeniden yapılanma, uyum ve kalkınma ihtiyaçlarına cevap vermek amacıyla Bakanlar Kurulu'nun 24 Ocak 1992 tarihli Kararıyla, Dışişleri Bakanlığı'na bağlı bir uluslararası teknik yardım teşkilatı olarak kurulduğunu belirten Polat, daha sonra 28 Mayıs 1999 tarihinde, Başbakanlığa bağlandığını ve 2002 yılından bugüne Hükümetin yeni dış politika açılımları ve Türkiye’nin artan gelişmişlik seviyesinin getirdiği ivmeyle, yurtdışında hayata geçirdiği kalkınma yardımı hamleleri ile etkinliğini ve yaygınlığını artırdığını dile getirdi.



Şehmus Yıldırım: “Mühendislik çerçevesinde çalışmalar yürütecek bir oluşumdan bahsediyoruz”

MMG Yerbilimleri Komisyonu Başkanı Şehmus Yıldırım MMG üyesi birçok arkadaşının farklı sivil toplum kuruluşları kanalıyla Afrika’da inceleme yaptığını; daha sonra ise orada yaşanan sıkıntıları ve ne tür çözümler üretilebileceğini kendi aralarında istişare ettiklerini dile getirdi.
ABET’in Mühendisliği insan yararı için pratik, deneyim ve çalışma ile kazanılan matematik ve doğa bilimlerin uzmanlığı olarak tanımladığını belirten Yıldırım, Thodore von Karman'ın "Bilim adamı doğada var olanı araştırır, Mühendis ise var olmayanı oluşturur " sözüne de vurgu yaptı.

İnsani Yardım Hizmetlerinde Mühendislik Çalışmaları’nı çeşitli başlıklar altında şekillendirdiklerini belirten Yıldırım, afet temelli insani yardımı deprem çevre ve nükleer felaketlerde yapılacak yardımlar olarak açıkladı. Belirtilen çalışmaların çoğunu yapan sivil toplum kuruluşları olduğunu belirten Yıldırım, “Bu tür çalışmalar yapan birçok kurum var; ama biz  dünya için Türkiye’de ihtisaslaşmış ve mühendislik çerçevesinde çalışmalar yürütecek bir oluşumdan bahsediyoruz. Diğer sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmaların yapmak istiyoruz. bu çalışmaları çeşitli başlıklar altında sıralamak gerekirse; arama kurtarma ekiplerinin oluşturulması ve eğitilmesi, simülasyon merkezli bir eğitim alanı oluşturulması. Özellikle bu simülasyon konusunda tek merkezden yapılması ve maddi kayıpların artmaması için diğer sivil toplum kuruluşlarıyla ortaklaşa çalışmayı ve sonuç itibariyle tüm insanlığa hizmet edecek sonuçların ortaya çıkarılmasını amaç ediniyoruz.” dedi.

Hüseyin Oruç: “Mevzuat Türkiye’deki insanların, dünya insanlarına yardım etmesine müsaade etmiyordu”

İHH Başkan Yardımcısı Hüseyin Oruç binlerce yıl önceye uzanan bir kültürden, medeniyetten bahsedilmesine rağmen toplantıda uluslararası alanda yardım kuruluşlarının en eski olarak tanıtılan İHH’nin sadece 20 yaşında olduğuna vurgu yaparak konuşmasına başladı. İHH’nin yeniden kendini bulmaya ve geçmişin hatırlanmaya çalışıldığı dönemde ortaya çıkan ilk uluslararası  yardım kuruluşu olduğunu belirten Oruç, “İHH bugünkü gibi rahat ortamlar içersinde kurulmadı. Hep çatışmalarla, kavgalarla, zorluklarla mücadele edip kurulan bir süreç oldu. 1992’de Bosna’da bir savaş; hatta belki de bir katliam diyebileceğimiz durum yaşandı. İHH, günde on binlerce insanın katledildiği bir coğrafyada insanlar katledilirken geçmişin hatırlandığı, bir medeniyetin ilk ışıltılarından birisidir.” dedi.

Aciliyet, katliam ve koşmak zorunluluğu olan bir dönemde göreve başladıklarına dikkat çeken Oruç, “İHH bu dönemde çok genç bir ekiple göreve başladı. Türkiye’de hukuki mevzuat buna hiç müsait değildi; çünkü bu mevzuat Türkiye’deki insanların, dünyanın dört bir yanındaki insanların yanına gitmesine müsaade etmiyordu. Bir tarafta mevzuat öte tarafta da her gün evimizin içersine konuk olan ağlayan çocuklar, yetimler, kadınlar ve her gün onlarca yaralanmış insanın yanımıza gelmesi durumu vardı.” diye konuştu.

Geri adım atmadan misyonlarını gerçekleştirmek adına çalışmalarına devam ettiklerini söyleyen Oruç, sözlerini şöyle noktaladı; “Türkiye’nin, dünyanın her tarafında yardıma ihtiyaç duyan her insanın yanında olması gerektiğini söyleyerek yolumuza devam ettik. Bosna ile başlayan bu süreç, bugün 135 ülkede devam ediyor. O gün Bosna çalışmalarını bile güçlüklerle yapan İHH, bugün dünyanın her tarafında çok ciddi manada; hatta baskı rejimlerinin olduğu ülkelerde bile çalışmalarını devam ettirebilen, uluslararası alanda yardım denilince akla gelen ilk kurumlardan bir tanesi haline geldi.”

Kerem Kınık: “Bizim çok daha kadim bir yardım geleneğimiz var”


Yeryüzü Doktorları Başkan Yardımcısı Kerem Kınık insani yardımlar konusunda sadece sıhhi yardımdan ziyade mühendislik konusunda da yardımların gerçekleşmesi gerektiği konusunda konuştuklarını aktarırken, düzenlenen toplantı ile birlikte bunu beraber başlatmanın mutluluğunu yaşadığını sözlerine ekledi. İnsani yardım kapsamında görev alan aktörler ve Türkiye’nin bu konudaki konumuna göz atmak amacıyla konuşmasını devam ettireceğini belirten Kınık, “ İnsani yardım sektörü aslında karşımızda dev bir sektör olarak yer almaktadır. Kullandığı bütçeleriyle, istihdamlarıyla, etki alanlarıyla, yapmış olduğu kamu diplomasi çalışmalarıyla dünyada artık yok sayılamayacak bir sektör olmuş durumdadır. Kullandığı kendi dili, hukuku, standartları, kültürü, yetiştirmiş olduğu insan tipi var. Biz bu dünyanın terminolojisini kavramsal dünyasını kullanıyoruz; ama bizim çok daha kadim bir yardım geleneğimiz var.” dedi.

Kayıtlara bakıldığında çoğu insani yardım amaçlı kurulan 34 bin vakfın olduğunun bilgisini veren Kınık, savunma ve adalet dışındaki hizmetlerin bir çoğunun bu kuruluşlarla gerçekleştirildiğini; fakat bu konuda biraz da zayıflığın bulunduğunu dile getirdi. Bir siklonun vurduğu zaman dünyada herhangi bir ülke ayrımı yapmadığına dikkat çeken Kınık, “Bir doğal afet yaşandığı zaman burası Bangladeş’miş, burası Myanmar’mış demiyor. Geniş bir coğrafi bölgeye yardım götürürken kendinize belirli bir sınır çizemiyorsunuz. Yeryüzü denen o  tevhidi kavram; bu anlamda da önemini ortaya koyuyor.” diye sözlerini noktaladı.

Ali Osman Öncel: “Yabancı öğrencileri yetiştirmemiz gerekir”

Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Ali Osman Öncel yaptığı açıklamada önemli bir zamanda ve önemli bir konu hakkında toplantı düzenleyen MMG’ye teşekkürlerini sundu. Yeryüzü Mühendislerini gereklilik bakımından önemli sınıfta bulunacak bir oluşum olarak açıklayan Öncel, “Bizler balık vermekten ziyade balık tutmayı öğretmemiz gerekir. yardıma muhtaç ülkelerden alacağımız öğrencileri yetiştirmemiz ve dünyaya katkı sağlayacak bireyler ortaya çıkarmamız gerekir. Madem ki yeryüzünde yardıma ihtiyaç duyan ülkeler listesini TİKA başkan yardımcımız açıkladı. Bu ülkelerde yetişmiş çok başarılı öğrenciler var. Mesela Pakistan’dan, Nijerya’dan ve belli ülkelerden talebelerim oldu ve bunları biz gerçekten eğitebiliriz. Hiç olmazsa bu öğrenciler doktora yaptıktan sonra kendi mühendislerini dünyaya entegre edebilirler.” dedi.

Prof. Dr. Ahmet Ercan: “kıran girmeden kıranı önleyeceğiz”


Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Ahmet Ercan yaptığı konuşmaya Yeryüzü Mühendisleri toplantısında bulunmaktan kıvanç duyduğunu belirterek başladı. Yeryüzü Mühendisleri’nin sadece yurt insanı değil dünya insanları için çalışmasını takdir ettiğini belirten Ercan, “İnsanın kaynaklarını harekete geçirmesi gerekiyor. Yurt dışı seyahatinden geldim ve şunu söyleyebilirim ki;  Türklerin dünya genelinde yapmış olduğu açılımlar büyük bir hayret ve şaşkınlıkla karşılanıyor. Tam bu noktada bizim el ele vererek bu şaşkınlıklarını daha da artıracak çalışmalar yapmamız gerekiyor. Siyaset olayını işin içinden çıkarıp, sorumluluk bilinci içersinde bir kültür içerikli olgu haline çevirmemiz gerekir.” dedi. Jeofizik Mühendisleri Odası olarak su havzaları ve suyun nerede bulunacağı, nasıl çıkartılacağı konusunda yardım edebileceklerini vurgulayan Ercan, “kıran girmeden kıranı önleyeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı.

Mehmet Cengiz: “Türkiye’deki oluşumlar insanlık ve Allah rızası için, dünya insanlığına merhamet elini uzatıyorlar”

Deniz Feneri Genel Başkanı Mehmet Cengiz toplantıda yaptığı konuşmada MMG’nin atmış olduğu adımın, insani yardımlar yapan kurum ve kuruluşların çalışmalarına kalite ve hız getireceğine inandığını belirtirken, Türkiye’de son 10 – 15 yıl arasındaki dönemde insani yardım açısından sınırların aşıldığına ve önemli yollar kat edildiğine dikkat çekti. İnsani yardım kuruluşlarının dünyanın neresinde mazlum bir devlet varsa oranın yaralarını sarmaya çalıştıklarını belirten Cengiz, “Birleşmiş Milletler ve batılı devletlerin yaptıkları yardımın çok ötesinde sadece insanlık ve Allah Rızası için bu milletin merhamet elini uzatıyorlar. Bu yüzden MMG’nin atmış olduğu bu adımı ben gerçekten çok önemsiyorum. Daha önce de yönetimle yaptığımız istişarelerde yeryüzü mühendisleri benim de önerimdi. Yeryüzü Doktorları var, neden yer yüzü mühendisleri olmasın? teklifini ben de iletmiştim MMG Başkanı Avni Çebi’ye ve tebrik ediyorum.” dedi.

Cengiz ayrıca toplantıya katılan MMG üyelerine çağrıda bulunarak mühendislik kavramı içersinde yer alan her sınıf mühendisin gönüllü olması gerektiğine dikkat çekerken, “örneğin su arama konusunda jeofizik mühendisleri, aynı lekilde diğer sorunlara cevaben de ayrı mühendislik dallarının temsilcileri gönüllü olarak harekete geçmelidir.” diyerek sözlerini noktaladı.

Osman İlhan: “Biz yeryüzünden sorumlu hayır kurumlarının fertleriyiz”

Yardımeli Derneği Genel Koordinatörü Osman İlhan konuşmasına MMG’ye, düzenlediği toplantı ve içeriği dolayısıyla teşekkür ederek başladı. MMG Başkanı Çebi’nin çizdiği misyonun önemine vurgu yapan İlhan, insanın yeryüzünde Allah’ın bir projesi olduğunu ve kamil manada ise yeryüzünün insanlar için Allah’ın sunduğu bir proje olduğunu söyledi.

Yardıma muhtaç ülkelerin coğrafyalarında kendilerine özgü kültür, dil ve ananelere sahip olduklarını belirten İlhan, “Afrika, Balkanlar gibi birçok bölgede hangi devletler Osmanlıca biliyor; fakat hayır medeniyetinden yoksun olan ve ‘İnsan insanın kurdudur’ bakış açısıyla batının yönettiği, işgal ettiği ve sömürdüğü ülkelere bir bakın; başta yoksulluk olmak üzere tüm toplumların yaşayacağı en alt standartlar söz konusudur. İşte burada insani yardım çalışmaları ön plana çıkıyor ve biz yeryüzünden sorumlu hayır kurumlarının bireyleriyiz.” diyerek sözlerini noktaladı.

Mimar ve Mühendisler Grubu, 24 Haziran 2012  tarihinde dünya çapında faaliyet gösterecek ve insani yardım kapsamında mühendislik hizmeti verecek olan Yeryüzü Mühendisleri’nin tanıtıldığı bir toplantı düzenledi. Toplantıya MMG Genel Başkan Yardımcısı Osman Şahbaz, yönetim kurulu üyeleri Turan Koçyiğit, Serkan Cantürk, bürokratlar, teknokratlar, akademisyenlerin yanında birçok işadamı, STK temsilcileri ve öğrenci katıldı.İnsani yardım kuruluşlarının da katılımıyla Eresin Barcelo Otel’de düzenlenen, “İnsani Yardım Hizmetlerinde Mühendislik Çalışmaları” konulu kahvaltılı toplantı çalışmasında, mühendislik çalışmalarına ihtiyaç duyulan coğrafyalarda teknik destek ve eğitimin verilmesi için yapılacak çalışmalar konusunda görüşler bildirildi.


Avni Çebi: “mühendislik hizmetleri anlamında coğrafyamızdan ve tüm yeryüzünden sorumluyuz”


MMG Genel Başkanı Avni Çebi yaptığı açılış konuşmasında tatil ve haftasonu olmasına rağmen toplantıya yoğun katılımdan dolayı duyduğu mutluluğu belirterek başlarken, MMG misyonu ve faaliyetleri hakkında bilgiler verdi. MMG olarak ana hedeflerini temelde üç kavram üzerinde toplamaya çalıştıklarını vurgulayan Çebi, hikmet, imar ve ihsan kavramları çerçevesinde tevhidi bir bakış açısıyla yollarına devam ettiklerini söyledi.

Bu çalışmalar bütününün ihsan ayağını, insanlara hizmet etmek ve üretilen değerin insanlarla paylaşılması olarak açıklayan Çebi, “MMG başkanlığına geldiğimde inşallah gönüllü mühendisler projesini başlatacağım demiştim. O zamandan bu zamana kadar üç yıl geçti. Bugün bu fikir artık vücut bulmaya başladı ve adını da Yeryüzü Mühendisleri koyduk. Bizim için yer yüzü de gökyüzü de çok önemlidir ve insanlar bu iki yer arasında kendilerine mekan, iş ve işler ağı oluşturuyorlar; fakat tüm bu işler ağı arasında en önemli olan şey; insan olmaktır. İnsan olmanın getirdiği erdemliliği paylaşarak, yüceltmektir.” dedi.

MMG olarak vakıf kavramını daha şuurlu hale getirerek, mimar ve mühendislik ekseninde Yeryüzü Mühendisleri’ni açıklamaktan dolayı memnuniyetini dile getiren Başkan Çebi, Türkiye’de insani yardım çalışmalarında bulunan organizasyonlar hakkında konuştu. İHH, Deniz Feneri, Kimse Yok Mu? ve Yardımeli gibi derneklerin insani yardım konusunda öncü organizasyonlar olduğunu dile getiren Çebi, ayrıca kamuda da Kızılay ve TİKA gibi kurumların önemine vurgu yaptı.Dünyada yumuşak güç olarak adlandırılan faaliyetlerin, devletlerin diğer ülkelerdeki faaliyetlerinde bazen o ülkenin amacını, misyonunu getirmek; bazen de o ülkenin amaçları doğrultusunda bölmek amacı da taşıyabileceğini kaydetti. Sudan’ın bölünmesini bu çalışmalara örnek olarak gösteren Çebi,”Dolayısıyla biz mühendislik hizmetleri anlamında coğrafyamızdan ve tüm yeryüzünden sorumluyuz. Bu bağlamda Yeryüzü Mühendisleri kavramı, yeryüzü sıfatının gerektirdiği bütünlük içersinde bütün yeryüzünü kendimize memleket olarak belirlemeliyiz” diye sözlerini noktaladı.

Mehmet Şimşek Denizer’den Nijer izlenimleri

İnsani Yardım Hizmetlerinde Mühendislik Çalışmaları konulu toplantı, Genel Başkan Avni Çebi’nin açılış konuşması sonrası, Mehmet Şimşek Denizer’in yaptığı “Nijer İzlenimleri” konulu sunumla devam etti. Afrika’ya yapılan yardımların genellikle sosyal ve sağlık çalışmalar boyutunda olduğunu belirtirken,  MMG ve Yeryüzü Mühendisleri olarak kendi amaçlarının da bu yardımlara mimarlık ve mühendislik bakış açısı getirmek olduğunu söyledi. Şehirleşme konusunda ne gibi katkılar yapılabileceği konusunda çalışmalar yürütülebileceğini aktaran Denizer, iki kere gittiği Nijer’de mimar olmasına rağmen sağlıkçı olarak hizmet ettiğini ifade etti.

Nijer’deki gözlemlerinden de anekdotlar sunan Denizer, Nijer’in çok tipik bir örnek teşkil ettiğini ve Orta Afrika’da yer alan ve ortalama yaşam standardının 42 olduğu bir ülke olduğunu ifade etti. Nijer’de çektiği fotoğraflar eşliğinde Nijer’in şehircilik anlayışını katılımcılarla paylaşan Denizer, “Nijer’e şehirleşme açısından bakmak gerekirse hiçbir şekilde bir bordürün, tretuvarın, lamba direklerinin, asfaltın olmadığı bir şehir” dedi. Denizer ayrıca Nijer’deki kırsal alanlarda bulunan sazlık ve sadece bir adet karalama tahtası olan eğitim kurumunu da göstererek Nijer’deki eğitim sistemini örneklendirmiş  oldu. Yapıların kerpiçten yapılmış ve üzeri sazlarla kapanmış olduğunu fotoğraflar eşliğinde katılımcılarla paylaşan Denizer, yapılarda pencerelerin olmadığının sadece kapılara sahip yapıların olduğunun bilgisini verdi.

Betül Maç: “ihtisaslaşmış yardım kuruluşları olmadığından; zaman, emek ve ekonomik kayıplar meydana geliyor”

Toplantının sunum görevini üstlenen MMG Üyesi Betül Maç, Yeryüzü Mühendisleri’nin düzenlediği programın, ilk açık toplantı olduğunu belirtti. Yeryüzü Mühendisleri oluşumunu daha geniş çevrelerle paylaşmak  ve yapılacak olan katkılarla daha üst seviyeye çıkmak amacında olduklarını belirten Maç, “Bilindiği üzere dünya çapında yardım kuruluşları büyük hizmetlerde bulunmaktadır. Tıbbi yardım, gıda temini, su arama, su temini, hastane ve okul yapımı ile eğitime varıncaya kadar ihtiyaç bölgelerine yardım götürülmektedir. Maalesef istisnai durumlar haricinde ihtisaslaşmış yardım kuruluşları olmadığından; zaman, emek ve ekonomik kayıplar meydana geliyor.” dedi.

Süreyya Polat: “TİKA
yeniden yapılanma, uyum ve kalkınma ihtiyaçlarına cevap vermek amacıyla kuruldu”

TİKA Başkan Yardımcısı Süreyya Polat konuşmasında TİKA hakkında bilgiler verdi.
TİKA’nın, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Türk Cumhuriyetleri’nin yeniden yapılanma, uyum ve kalkınma ihtiyaçlarına cevap vermek amacıyla Bakanlar Kurulu'nun 24 Ocak 1992 tarihli Kararıyla, Dışişleri Bakanlığı'na bağlı bir uluslararası teknik yardım teşkilatı olarak kurulduğunu belirten Polat, daha sonra 28 Mayıs 1999 tarihinde, Başbakanlığa bağlandığını ve 2002 yılından bugüne Hükümetin yeni dış politika açılımları ve Türkiye’nin artan gelişmişlik seviyesinin getirdiği ivmeyle, yurtdışında hayata geçirdiği kalkınma yardımı hamleleri ile etkinliğini ve yaygınlığını artırdığını dile getirdi.



Şehmus Yıldırım: “Mühendislik çerçevesinde çalışmalar yürütecek bir oluşumdan bahsediyoruz”

MMG Yerbilimleri Komisyonu Başkanı Şehmus Yıldırım MMG üyesi birçok arkadaşının farklı sivil toplum kuruluşları kanalıyla Afrika’da inceleme yaptığını; daha sonra ise orada yaşanan sıkıntıları ve ne tür çözümler üretilebileceğini kendi aralarında istişare ettiklerini dile getirdi.
ABET’in Mühendisliği insan yararı için pratik, deneyim ve çalışma ile kazanılan matematik ve doğa bilimlerin uzmanlığı olarak tanımladığını belirten Yıldırım, Thodore von Karman'ın "Bilim adamı doğada var olanı araştırır, Mühendis ise var olmayanı oluşturur " sözüne de vurgu yaptı.

İnsani Yardım Hizmetlerinde Mühendislik Çalışmaları’nı çeşitli başlıklar altında şekillendirdiklerini belirten Yıldırım, afet temelli insani yardımı deprem çevre ve nükleer felaketlerde yapılacak yardımlar olarak açıkladı. Belirtilen çalışmaların çoğunu yapan sivil toplum kuruluşları olduğunu belirten Yıldırım, “Bu tür çalışmalar yapan birçok kurum var; ama biz  dünya için Türkiye’de ihtisaslaşmış ve mühendislik çerçevesinde çalışmalar yürütecek bir oluşumdan bahsediyoruz. Diğer sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmaların yapmak istiyoruz. bu çalışmaları çeşitli başlıklar altında sıralamak gerekirse; arama kurtarma ekiplerinin oluşturulması ve eğitilmesi, simülasyon merkezli bir eğitim alanı oluşturulması. Özellikle bu simülasyon konusunda tek merkezden yapılması ve maddi kayıpların artmaması için diğer sivil toplum kuruluşlarıyla ortaklaşa çalışmayı ve sonuç itibariyle tüm insanlığa hizmet edecek sonuçların ortaya çıkarılmasını amaç ediniyoruz.” dedi.

Hüseyin Oruç: “Mevzuat Türkiye’deki insanların, dünya insanlarına yardım etmesine müsaade etmiyordu”

İHH Başkan Yardımcısı Hüseyin Oruç binlerce yıl önceye uzanan bir kültürden, medeniyetten bahsedilmesine rağmen toplantıda uluslararası alanda yardım kuruluşlarının en eski olarak tanıtılan İHH’nin sadece 20 yaşında olduğuna vurgu yaparak konuşmasına başladı. İHH’nin yeniden kendini bulmaya ve geçmişin hatırlanmaya çalışıldığı dönemde ortaya çıkan ilk uluslararası  yardım kuruluşu olduğunu belirten Oruç, “İHH bugünkü gibi rahat ortamlar içersinde kurulmadı. Hep çatışmalarla, kavgalarla, zorluklarla mücadele edip kurulan bir süreç oldu. 1992’de Bosna’da bir savaş; hatta belki de bir katliam diyebileceğimiz durum yaşandı. İHH, günde on binlerce insanın katledildiği bir coğrafyada insanlar katledilirken geçmişin hatırlandığı, bir medeniyetin ilk ışıltılarından birisidir.” dedi.

Aciliyet, katliam ve koşmak zorunluluğu olan bir dönemde göreve başladıklarına dikkat çeken Oruç, “İHH bu dönemde çok genç bir ekiple göreve başladı. Türkiye’de hukuki mevzuat buna hiç müsait değildi; çünkü bu mevzuat Türkiye’deki insanların, dünyanın dört bir yanındaki insanların yanına gitmesine müsaade etmiyordu. Bir tarafta mevzuat öte tarafta da her gün evimizin içersine konuk olan ağlayan çocuklar, yetimler, kadınlar ve her gün onlarca yaralanmış insanın yanımıza gelmesi durumu vardı.” diye konuştu.

Geri adım atmadan misyonlarını gerçekleştirmek adına çalışmalarına devam ettiklerini söyleyen Oruç, sözlerini şöyle noktaladı; “Türkiye’nin, dünyanın her tarafında yardıma ihtiyaç duyan her insanın yanında olması gerektiğini söyleyerek yolumuza devam ettik. Bosna ile başlayan bu süreç, bugün 135 ülkede devam ediyor. O gün Bosna çalışmalarını bile güçlüklerle yapan İHH, bugün dünyanın her tarafında çok ciddi manada; hatta baskı rejimlerinin olduğu ülkelerde bile çalışmalarını devam ettirebilen, uluslararası alanda yardım denilince akla gelen ilk kurumlardan bir tanesi haline geldi.”

Kerem Kınık: “Bizim çok daha kadim bir yardım geleneğimiz var”


Yeryüzü Doktorları Başkan Yardımcısı Kerem Kınık insani yardımlar konusunda sadece sıhhi yardımdan ziyade mühendislik konusunda da yardımların gerçekleşmesi gerektiği konusunda konuştuklarını aktarırken, düzenlenen toplantı ile birlikte bunu beraber başlatmanın mutluluğunu yaşadığını sözlerine ekledi. İnsani yardım kapsamında görev alan aktörler ve Türkiye’nin bu konudaki konumuna göz atmak amacıyla konuşmasını devam ettireceğini belirten Kınık, “ İnsani yardım sektörü aslında karşımızda dev bir sektör olarak yer almaktadır. Kullandığı bütçeleriyle, istihdamlarıyla, etki alanlarıyla, yapmış olduğu kamu diplomasi çalışmalarıyla dünyada artık yok sayılamayacak bir sektör olmuş durumdadır. Kullandığı kendi dili, hukuku, standartları, kültürü, yetiştirmiş olduğu insan tipi var. Biz bu dünyanın terminolojisini kavramsal dünyasını kullanıyoruz; ama bizim çok daha kadim bir yardım geleneğimiz var.” dedi.

Kayıtlara bakıldığında çoğu insani yardım amaçlı kurulan 34 bin vakfın olduğunun bilgisini veren Kınık, savunma ve adalet dışındaki hizmetlerin bir çoğunun bu kuruluşlarla gerçekleştirildiğini; fakat bu konuda biraz da zayıflığın bulunduğunu dile getirdi. Bir siklonun vurduğu zaman dünyada herhangi bir ülke ayrımı yapmadığına dikkat çeken Kınık, “Bir doğal afet yaşandığı zaman burası Bangladeş’miş, burası Myanmar’mış demiyor. Geniş bir coğrafi bölgeye yardım götürürken kendinize belirli bir sınır çizemiyorsunuz. Yeryüzü denen o  tevhidi kavram; bu anlamda da önemini ortaya koyuyor.” diye sözlerini noktaladı.

Ali Osman Öncel: “Yabancı öğrencileri yetiştirmemiz gerekir”

Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Ali Osman Öncel yaptığı açıklamada önemli bir zamanda ve önemli bir konu hakkında toplantı düzenleyen MMG’ye teşekkürlerini sundu. Yeryüzü Mühendislerini gereklilik bakımından önemli sınıfta bulunacak bir oluşum olarak açıklayan Öncel, “Bizler balık vermekten ziyade balık tutmayı öğretmemiz gerekir. yardıma muhtaç ülkelerden alacağımız öğrencileri yetiştirmemiz ve dünyaya katkı sağlayacak bireyler ortaya çıkarmamız gerekir. Madem ki yeryüzünde yardıma ihtiyaç duyan ülkeler listesini TİKA başkan yardımcımız açıkladı. Bu ülkelerde yetişmiş çok başarılı öğrenciler var. Mesela Pakistan’dan, Nijerya’dan ve belli ülkelerden talebelerim oldu ve bunları biz gerçekten eğitebiliriz. Hiç olmazsa bu öğrenciler doktora yaptıktan sonra kendi mühendislerini dünyaya entegre edebilirler.” dedi.

Prof. Dr. Ahmet Ercan: “kıran girmeden kıranı önleyeceğiz”


Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Ahmet Ercan yaptığı konuşmaya Yeryüzü Mühendisleri toplantısında bulunmaktan kıvanç duyduğunu belirterek başladı. Yeryüzü Mühendisleri’nin sadece yurt insanı değil dünya insanları için çalışmasını takdir ettiğini belirten Ercan, “İnsanın kaynaklarını harekete geçirmesi gerekiyor. Yurt dışı seyahatinden geldim ve şunu söyleyebilirim ki;  Türklerin dünya genelinde yapmış olduğu açılımlar büyük bir hayret ve şaşkınlıkla karşılanıyor. Tam bu noktada bizim el ele vererek bu şaşkınlıklarını daha da artıracak çalışmalar yapmamız gerekiyor. Siyaset olayını işin içinden çıkarıp, sorumluluk bilinci içersinde bir kültür içerikli olgu haline çevirmemiz gerekir.” dedi. Jeofizik Mühendisleri Odası olarak su havzaları ve suyun nerede bulunacağı, nasıl çıkartılacağı konusunda yardım edebileceklerini vurgulayan Ercan, “kıran girmeden kıranı önleyeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı.

Mehmet Cengiz: “Türkiye’deki oluşumlar insanlık ve Allah rızası için, dünya insanlığına merhamet elini uzatıyorlar”

Deniz Feneri Genel Başkanı Mehmet Cengiz toplantıda yaptığı konuşmada MMG’nin atmış olduğu adımın, insani yardımlar yapan kurum ve kuruluşların çalışmalarına kalite ve hız getireceğine inandığını belirtirken, Türkiye’de son 10 – 15 yıl arasındaki dönemde insani yardım açısından sınırların aşıldığına ve önemli yollar kat edildiğine dikkat çekti. İnsani yardım kuruluşlarının dünyanın neresinde mazlum bir devlet varsa oranın yaralarını sarmaya çalıştıklarını belirten Cengiz, “Birleşmiş Milletler ve batılı devletlerin yaptıkları yardımın çok ötesinde sadece insanlık ve Allah Rızası için bu milletin merhamet elini uzatıyorlar. Bu yüzden MMG’nin atmış olduğu bu adımı ben gerçekten çok önemsiyorum. Daha önce de yönetimle yaptığımız istişarelerde yeryüzü mühendisleri benim de önerimdi. Yeryüzü Doktorları var, neden yer yüzü mühendisleri olmasın? teklifini ben de iletmiştim MMG Başkanı Avni Çebi’ye ve tebrik ediyorum.” dedi.

Cengiz ayrıca toplantıya katılan MMG üyelerine çağrıda bulunarak mühendislik kavramı içersinde yer alan her sınıf mühendisin gönüllü olması gerektiğine dikkat çekerken, “örneğin su arama konusunda jeofizik mühendisleri, aynı lekilde diğer sorunlara cevaben de ayrı mühendislik dallarının temsilcileri gönüllü olarak harekete geçmelidir.” diyerek sözlerini noktaladı.

Osman İlhan: “Biz yeryüzünden sorumlu hayır kurumlarının fertleriyiz”

Yardımeli Derneği Genel Koordinatörü Osman İlhan konuşmasına MMG’ye, düzenlediği toplantı ve içeriği dolayısıyla teşekkür ederek başladı. MMG Başkanı Çebi’nin çizdiği misyonun önemine vurgu yapan İlhan, insanın yeryüzünde Allah’ın bir projesi olduğunu ve kamil manada ise yeryüzünün insanlar için Allah’ın sunduğu bir proje olduğunu söyledi.

Yardıma muhtaç ülkelerin coğrafyalarında kendilerine özgü kültür, dil ve ananelere sahip olduklarını belirten İlhan, “Afrika, Balkanlar gibi birçok bölgede hangi devletler Osmanlıca biliyor; fakat hayır medeniyetinden yoksun olan ve ‘İnsan insanın kurdudur’ bakış açısıyla batının yönettiği, işgal ettiği ve sömürdüğü ülkelere bir bakın; başta yoksulluk olmak üzere tüm toplumların yaşayacağı en alt standartlar söz konusudur. İşte burada insani yardım çalışmaları ön plana çıkıyor ve biz yeryüzünden sorumlu hayır kurumlarının bireyleriyiz.” diyerek sözlerini noktaladı.

SİVİL HABER

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner309

banner225

banner209